NurDergi

Buradasınız : Ana Sayfa BED?ÜZZAMAN Bediüzzaman Said Nursi ve Abdülhamid

e-Posta Yazdır

Said Nursi'yi, Sultan Abdülhamid'le olan ili?kisinde ve ele?tirilerinde ça?da?lar?ndan ve özellikle Mehmed Akif'ten ay?ran as?l ince nokta, muhalefetini ?ahsîle?tirmeyi?idir.

O, prensipler üzerinde durur ve "Y?ld?z'daki bayku?" gibi ucuz kli?elere asla prim vermez. En ate?li yaz?lar?nda, hatta ça??n?n modas? olan "istibdad"? ele?tirisinde dahi muhalefetini "müstebid"in ?ahs?na ba?lamaktan kaç?n?r. Belki bir parça Prens Sabahattin gibi, "içtimâî [sosyal] Abdülhamid"i te?rih için bir tür 'model' olarak kulland???n? dahi söylemek mümkündür istibdad?.
1907 y?l?nda ?stanbul'a gelen Molla Said, Do?u Anadolu'yu ayd?nlatacak hem geleneksel, hem de modern bilgilerle donanm?? okullar, ama özellikle de Medresetü'z-Zehra ad?yla bir ?slam üniversitesi açma fikriyle doludur. 30 ya?lar?ndad?r. Medreselerin mevcut halini düzeltmenin yolu, onlar? modern ilimle mücehhez k?lacak yeni bir temele oturtmakt?r.
Mardin'deyken Nam?k Kemal'in "Rüya" adl? makalesiyle anayasa ve me?rutiyet fikirlerine uyanan Said Nursi, Van'da Tanzimat'?n getirdi?i Bat?l?la?ma ve laikli?in Osmanl? e?itilmi? s?n?f?n? nas?l etkisi alt?na ald???n? kendi gözleriyle görmü?tü. Medreselerin hali peri?and? ama modern okullardan mezun olanlar?n durumu da iç aç?c? de?ildi: ?slamiyet hakk?nda ?üphe yay?yordu bu okullar. Giderek de gerili?imizin sorumlulu?unu ?slamiyet'e yüklemeye kalk?yorlard?. Öyleyse bu iki uçlu dejenerasyonu önleyecek yeni bir e?itim modeli bulunmal?yd?. Ona göre, hem iman hakikatlerini ve ?slamî bilgileri ö?retecek, hem de modern bilimler ile onlar? ba?da?t?racak yeni bir medrese, mevcut problemlere yegâne çözüm yoluydu.
Gerçi Sultan Abdülhamid de imparatorlu?un dört bir yan?nda sürekli yeni okullar aç?yordu. Hatta 1901'de Darülfünun ad?yla bir üniversite de açm??t? ?stanbul'da. Ama bu okullar kurulu? amac?na ters bir istikamete girmi?ti. Harbiye, Mülkiye, T?bbiye gibi yüksek okullar muhalifler için verimli bir kaynak haline gelmi?ti. Sansür vard? gerçi ama Van'da Tahir Pa?a'n?n kona??nda bile yabanc? postaneler eliyle ülkeye giren ecnebi gazeteler rahatl?kla okunabiliyordu. Bunlar arac?l???yla Avrupa'dan ve Amerika'dan her türlü haber ve bilgi, denetimsiz bir ?ekilde içeriye akabiliyordu.
Tabii Bediüzzaman'?n kafas? projelerle dopdolu Dersaadet'e geldi?i y?llar, neresinden baksan?z, Sultan Abdülhamid cephesinde 'zor y?llar'd?r. Bir yandan alevlenen Ermeni meselesini halletmek için u?ra??rken, Bediüzzaman'?n ?stanbul'a gelmesinden 2 y?l önce Ermeni suikastç?lar saray?n?n bahçesine kadar girerek bomba patlatm??t?r. 1905 Temmuz'undaki Bomba Hadisesinden Me?rutiyet'in ilan?na kadar geçen 3 y?l, Abdülhamid idaresinin de?i?en dünya ?artlar? kar??s?nda yürüttü?ü denge politikas?n?n manevra ?ans?n?n azalmas? ve aleyhindeki muhalif kampanyan?n giderek yayg?nla?mas? kar??s?nda yeni ç?k?? yollar? arama çabalar?yla geçer. Öte yandan kaynar kazana dönen Balkanlar, özellikle Makedonya için sürekli yeni formüller geli?tiren Abdülhamid'i, tam 31 Mart Vak'as? arefesinde bir Balkan Pakt? imzalama pe?inde görürüz.
??te Molla Said'in Do?u Anadolu'yu e?itimle kalk?nd?rma projesini sunaca?? saray bu tehlikeli gidi?at?n k?skac?nda k?vran?yordu. Sözün özü, orta bir proje üretmeleri için zemin ve zaman hiç de sa?l?kl? de?ildi. Ama kar??la?t?lar.
Bediüzzaman'?n May?s veya Haziran 1908'de Saray'a sundu?u e?itimin ?slah?yla ilgili arzuhalin ba??n? derde soktu?u yaz?l?r kitaplar?m?zda. Ancak e?itimle ilgili rapor sunan birisinin s?rf bu sebeple göz alt?na al?nmas?n? anlamak hakikaten kolay de?ildir. As?l sebep, raporu sunarken, sarayda görevli üst düzey bürokratlarla al???k olmad?klar? bir üslupla konu?mas? olmal?d?r. Saray çevresi, anla??lan bu sert üslubuna tak?lm??t?r onun.
Bundan sonra Said Nursi'nin Üsküdar'daki Topta?? Ak?l Hastanesi'ne kapat?ld???n? ve bir Ermeni doktor taraf?ndan muayene edildi?ini biliyoruz. Saray doktorunun raporuyla ak?l sa?l???n?n yerinde oldu?unun anla??lmas? üzerine de hapishaneye konuldu?unu...
Haziran ay?n?n sonu gelmi?, Osmanl?'da k?yametin kopaca?? ve Me?rutiyet'in ilan edilece?i 24 Temmuz 1908'e sadece bir ay kalm??t?r. Bu s?rada Zaptiye Naz?r? (Emniyet Genel Müdürü) ?efik Pa?a'n?n, gözalt?nda tutulan Said Nursi'yi ziyaret etmesi ilginçtir. Bu ziyaret, saraya sundu?u projenin de?erlendirilmi? ve önemli bulunmu? oldu?unu gösterir. Pa?a'ya göre, Bediüzzaman'?n teklifi yak?nda Bakanlar Kurulu'nda görü?ülecek, kendisi de aç?lacak olan üniversiteye rektör tayin edilecektir. Ayr?ca Saray, daha okul aç?lmadan onu maa?a ba?lamay? teklif etmi?se de bu teklifi geri çevirmi?tir. Projeyi getirmekten maksad?, kendisini maa?a ba?latmak de?ildir kesinlikle. Ancak her ?eyin devletten beklendi?i bir düzende Said Nursi'nin bu müsta?ni tavr?n?n bendegân-? saray taraf?ndan yeterince anla??lamam?? oldu?u görülmektedir.
Bu görü?meden k?sa bir süre sonra Me?rutiyet'i ilan eden Abdülhamid'in idare üzerindeki kontrolü belirgin bir biçimde azalm??t?r. Art?k o, mutlak yetkileri olmayan Me?rutî bir hükümdard?r. Medresetü'z-Zehra ise sonraki y?llarda tekrar gündeme gelmi?se de, hayata geçirilemeden boynu bükük bir proje olarak kalm??t?r.
?stanbul'daki ilk y?l?nda her biri Abdülhamid'e dü?man olmas?na yetecek kadar a??r tecrübeler (ak?l hastanesine kapat?lmak ve tutuklanmak, sorgulanmak vs.) ya?am?? bulunan Bediüzzaman'?n yine de di?er muhaliflerden ayr?ld???n? net olarak görebiliyoruz. O, Sultan Hamid hakk?nda, prensiplerden hareket etmek suretiyle hükümler vermeye devam etmi? ve meseleyi ?ahsîle?tirmekten ?srarla kaç?nm??t?r.
Evet, Eski Said'in Abdülhamid idaresini "istibdad" olarak görüp ele?tirdi?i do?rudur, fakat "istibdad"?n, bir ihtilal atmosferinde abart?ld???n? fark etmesi de önemlidir. Halbuki Münâzarât'ta geçti?i üzere Sultan Abdülhamid'inki, bir ?ahs?n "mecburi", "cüz'î" ve "hafif" istibdad?d?r. Demek ki, Bediüzzaman'?n, Abdülhamid Han'?n idaresine yönelik ele?tirel tavr?n?, devrinde moda olan ölçüsüz ve baya?? suçlamalarla bir tutmak vahim bir hata olacakt?r.
Mustafa ARMA?AN 

Share Button
 

AYET MEAL?

Erkekler, kad?nlar?n koruyup kollay?c?lar?d?rlar. Çünkü Allah insanlar?n kimini kiminden üstün k?lm??t?r. Bir de erkekler kendi mallar?ndan harcamakta (ve ailenin geçimini sa?lamakta)d?rlar. ?yi kad?nlar, itaatkârd?rlar. Allah'?n (kendilerini) korumas? sayesinde onlar da "gayb"? korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) ba?kald?rd?klar?n? gördü?ünüz kad?nlara ö?üt verin, onlar? yataklar?nda yaln?z b?rak?n. (Bunlar fayda vermez de mecbur kal?rsan?z) onlar? (hafifçe) dövün. E?er itaat ederlerse art?k onlar?n aleyhine ba?ka bir yol aramay?n. ?üphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.
(Nisâ Suresi, 34. Ayet)

HAD?S-? ?ER?F

"?ayet ben bir insan?n ba?ka bir insana secde etmesini emredecek olsayd?m, kad?na, kocas?na secde etmesini emrederdim." (Tirmizi, Rada)
"Hangi kad?n, kocas? kendisinden raz? olarak vefat ederse, cennete girer.'' (Tirmizi, Radâ)
"Nefsim kudret elinde olan Zât-? Zülcelâl'e yemin ederim, bir erkek han?m?n? yata?a davet etti?inde kad?n imtina edip gelmezse, kocas? ondan râz? oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.'' (Buhari,  Müslim,  Ebu Dâvud)
"En hay?rl? kad?n, kocas? bak?nca onu sürura garkeden, emredince itaat eden nefis ve mal?nda, kocas?n?n ho?una gitmeyen ?eyle ona muhalefet etmeyen kad?nd?r.'' (Nesâi, Nikâh)

R?SALE-? NUR

Dördüncü delil: Nev-i be?erin hayat-? dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esasl? zemberek ve dünyevî saadet için bir Cennet, bir melce', bir tahassüngâh ise, âile hayat?d?r. Ve herkesin hânesi, küçük bir dünyas?d?r. Ve o hâne ve âile hayat?n?n hayat? ve saadeti ise, samimi ve ciddî ve vefâdarâne hürmet ve hakiki ve ?efkatli ve fedâkârâne merhamet ile olabilir. Ve bu hakiki hürmet ve samimi merhamet ise, ebedî bir arkada?l?k ve dâimî bir refâkat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hududsuz bir hayatta birbiriyle pederâne, ferzendâne, karde?âne, arkada?âne münâsebetlerin bulunmak fikriyle, akîdesiyle olabilir.
(10. Sözden)

GÜZEL SÖZLER

Hakiki sevgi, iyilik gördü?ünde artmayan, kötülük gördü?ünde eksilmeyendir.
(Yahya bin Muaz)

FA?Z Y?YENLER - V?DEO