NurDergi

You are here: Ana Sayfa BİLİM Kansere şifa denizden geliyor..

Kansere şifa denizden geliyor..

e-Posta Yazdır PDF

Haber ajanslarında şöyle bir haber dolaşıyordu; “Kanser ilâçlarının yüzde 65’inin deniz canlılarından ve bitkilerinden yapıldığı bildirildi.”

Şâfi-i Hakikînin, şu dünya eczahanesinde, şifaları nerelere koyduğu, gerçekten de sırlar âlemi.
Şifa kaynaklarının saklanmasında, şüphesiz pekçok hikmet var. İnsanoğlu bu kaynakları aramakla, aslında Allah’ın hikmet eczahanesinden devâlar devşiriyor.
Kur’ân’ın herbir âyetinin zahirî mânâsından başka, her asra bakan pekçok işârî mânâsının da olduğuna dikkat çeken Bediüzzaman; Kur’ân’ın, Hz. İsa’ya ait bir ifade olan “Allah’ın izniyle anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirir ve ölüleri diriltirim” (Âl-i İmrân Sûresi: 49.) âyetinin şöyle bir mânâya işaret ettiğini söyler:
“En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve musîbetzede benîâdem! Me’yus olmayınız. Her dert, ne olursa olsun, dermânı mümkündür; arayınız, bulunuz. Hattâ, ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür.”
Bu anlamda kanser hastalığına şifa vesilesi olacak ilâçların yüzde 65’inin deniz canlılarından elde edilmesi, insanoğlunun yaptığı araştırmaların ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ki, zaten mezkûr âyetin işaretiyle, Yaratıcının insanoğlundan istediği gayret de budur.
Aslında daha kimbilir nice devâlar saklıdır denizlerde. Bunların bulunması da hep yapılacak araştırmalara bağlı. Nitekim “Denizleri sizin hizmetinize veren Odur... Bu, Allah’ın size bağışladığı nimetleri arayıp bulmanız içindir; umulur ki böylece şükredersiniz” (Nahl Sûresi: 14) âyeti de buna işaret eder.
Tabiî burada unutulmaması gereken husus, bulunan şifaların, Gerçek Şifa Verici olan Yaratıcı’dan bilinip, O’na şükredilmesidir. Aksi takdirde, şükürden şirke girilmiş ve büyük bir zulüm irtikap edilmiş olacaktır.
Bediüzzaman, Münâcât isimli eserinde, denizleri, dünya misafirhanesinin “rahmet havuzları”; içinde bulunan varlıkları da, insanlığa faydalı özellikleri, güzel ve çekici yaratılışlarıyla, Cenâb-ı Hakk’ı tanıtıp bildiren “deniz hediyeleri” olarak ifade eder.
Dörtte üçü su olan Dünya’nın, denizlerini dahi rahmet havuzu kılan Allah’a, ne kadar hamd etsek az, öyle değil mi?
İsmail TEZER

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)