NurDergi

You are here: Ana Sayfa İLAHİYAT Yap-Bozu tamamlama zamanıdır!..

Yap-Bozu tamamlama zamanıdır!..

e-Posta Yazdır PDF

İslam alemi yap-boz parçaları gibi darmadağınık, her grup elindeki parçayı adeta bütün olarak görüyor, elindekiyle övünüyor. Diğer parçaları gereksiz gördüğü için ittihadı sağlıyamıyor.

Televizyonlarda, radyolarda ve sohbet ortamlarında din adamları misvakın nasıl kullanılacağına kadar anlatırken, Müslümanların birlik olmasının önemini ve farz olduğunu anlatmıyorlar.
Reenkarnasyona dair Kur'an'dan zorlama delil getirmeye çaba gösteren bazı din adamları bütün Müslümanların kardeş olduğundan, Allah'ın ipine hep birlikte sarılmanın gereğinden, İslam ülkelerinin birlik olmasından söz etmiyorlar.
Yalnızca, Peygamberimiz (sav)'in sevdiği yemeği yiyerek sünnetini yerine getiriyor olmanın rahatlığını yaşayan bir kesim, Resulullah (sav)'e emredilen "ey bürünüp örtünen kalk ve uyar" buyruğunu göz ardı ediyor. Oysa tebliğ ve inkarcılara karşı mücadele, onun yolunda yürüyen Müslümanların da en önemli görevleridir. Bu görevler Peygamberimiz (sav)'le sınırlı değildir.
"Müslümanlar kardeştir" ayetini unutanlar ise kendi mezhebinden, tarikatinden, cemaatinden olmayanı kendinden görmeyerek dışlıyor, camiine gitmiyor, kitaplarını okumuyor hatta düşman gibi görüyor.
Bediüzzaman'ın hayatını anlatan ve her Müslümanın ders çıkarabileceği filmler yapılıyor ancak onun ahir zamana dair sözlerinden, Peygamberimizin hadislerinden kaynaklanan müjdelerinden söz edilmiyor. Dahası Bediüzzaman, "zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam'dır" der, kendisini "Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncü bir askeriyim, piştar bir neferiyim" ifadesiyle tarif eder ve ona zemin hazır ettiğini söylerken.
"Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar" ayetine rağmen Müslümanların bir kesimi, Ehl-i Kitab'ın hepsini düşman, lanetli hatta kafir olarak görüyor; kin, nefret ve kan kusuyor. Müslümanların, Musevi cenazesi geçerken ayağa kalkan, Mescid-i Nebevi'de Hristiyanların ibadetlerini yapmalarına izin veren, kendisini ziyarete gelen Hristiyanların oturması için abasını çıkarıp altlarına seren Peygamberimiz (sav)'in sünnetine uygun davranmaları gerekmez mi? Sadece onun oturduğu gibi oturmak, onun yediklerini yemek midir sünneti ihya etmek?
İhtiyaç içindeki her insan "la İlahe illAllah"a davet edilir. Bu, Rahmanî olandır. Ayetleri görmezden gelmek, Kur’an’a uygun olmayan hakaret, kin ve nefret dolu davranışlar ise şeytanîdir. Biz bizden olmadığını düşündüklerimize düşmanlık edersek İslam ahlakı yeryüzüne nasıl hakim olacaktır?
Resulullah'ın, kavmine uyarısı olan "birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" hadisini göz ardı etmeden, Allah yolunda her konuda Rahmani olan bakış açısını seçmeliyiz.
Böylece Allah'ın dilemesiyle yap-boz tamamlanacak, barış, huzur ve kardeşliğin; Kur'an ahlakının sıcaklığı bütün insanlığı saracaktır.
Fuat TÜRKER

 

 

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)