NurDergi

Buradasınız : Ana Sayfa İLAHİYAT Ben ruhumla severim!

Ben ruhumla severim!

e-Posta Yazdır

alt

İnsanı öğrendim. Sonra insanın içinde iyiler ve kötüler olduğunu. Sonra da her insanın içinde, İyilik ve kötülük olduğunu öğrendim. Gerçeği öğrendim bir gün. Ve gerçeğin acı olduğunu…

“Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi..
Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
Öğrendim.
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmıyacağını,
Zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim.
Sonra insanın içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde,
İyilik ve kötülük olduğunu öğrendim.
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu,
Öğrendim.
İnsan tenini öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek,
Gereğini öğrendim.
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini,
Sonra da ekmeği hakça paylaşmanın, bolca üretmek kadar
Önemli olduğunu öğrendim.
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
Gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek, olduğunu öğrendim.
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar,
hayata da “lezzet” kattığını öğrendim.
Her canlının ölümü tadacağını,
Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya…
Kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur… “
(Mevlana)

“Yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.
Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
Biri söyle; Ona âit olmayan sözler, mâlâyânî sayılabilir.Hakiki Mahbub, hakiki Matlup, hakiki Maksud, hakiki Mabud yalnız O’dur.”
(Bediüzzaman)

İşte üzerinde derince tefekkür edilmesi gereken Asrının Yıldızlarının “Yaldızlı sözleri”.
Başka söze ne hacet.  
Recai ALBAY

 

 

 

 

 

 

 

Share Button
 

AYET MEALİ

- Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik. Şimdi sen Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes. (Kevser, 1-2)
- Allah’ın onlara rızık olarak verdiği, belirlenen günlerde kesilecek kurbanlık hayvanlar üzerine O’nun adını ansınlar. Artık onlardan hem kendiniz yiyin, hem sıkıntı içinde olan yoksulları doyurun. (Hacc, 28)
- Onların (o kurbanların) ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları. O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır. (Hac, 37)
- Her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onu tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. (Bakara, 158)
- Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. (Bakara, 196)

HADİS-İ ŞERİF

- Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmıştır, haccediniz (Müslim)
- Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. (İbn Mâce,)
- Bugün ilk işimiz, bayram namazı kılmak sonra dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetime uymuş olur. (Buhari)
- Kurban, kıyamet günü boynuzları, tırnaklarıyla sevap olarak gelir. Kurban kesildiğinde, henüz kanı yere düşmeden Allah tarafından kabul edilir. (Tirmizi)
- İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak. (Buhârî,Müslim,Tirmizî,Nesâî )

RİSALE-İ NUR

İşte hacda pek kesretli Allahuekber denilmesi, şu sırdandır. Çünkü, hacc-ı şerif, bilasâle herkes için, bir mertebe-i külliyede bir ubûdiyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lûtfuna mazhar olur. Öyle de, bir hacı, ne kadar âmî de olsa, kat-ı merâtib etmiş bir velî gibi, umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîmi ünvânıyla Rabbine müteveccihtir, bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette, hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rubûbiyet ve dürbünüyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyâtın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rubûbiyet Allahuekber, Allahuekber ile teskin edilebilir ve onunla o merâtib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvere ilân edilebilir. (Şualar)

GÜZEL SÖZLER

Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler.
(Şeyh Sadi Sirazi)

FAİZ YİYENLER - VİDEO