NurDergi

You are here: Ana Sayfa İLAHİYAT "Ya Rabbi" diyebilmek çok önemlidir..

"Ya Rabbi" diyebilmek çok önemlidir..

e-Posta Yazdır PDF

İnsanın ellerini semaya açıp "Ya Rabbi" diyebilmesi çok önemli bir meseledir. İnsanların çoğu bunu yapamaz. Bunu yapabilmek, güçlü bir iman ve aczini bilmekle olur..

"Ya Rabbi" dememizin altında, Allah'ın "buyur" demesi vardır...
Allah'ı tanımayan insanın başındaki belalardan biri, evhamdır. Evhamlar insanı perişan eder. "Hastalanırsam, trafik kazası geçirirsem, hanım bırakır giderse, işten kovulursam, çocuğuma bir şey olursa, fakir olursam, gelecekte ne halde olacağım?.." gibi ihtimaller, Allah'ı tanımayanların başına bela olur.
Allah'ı tanıyan imanlı kimse ise, evhamların bütününü siler atar, "Allah ne nasip etmişse o olur. Allah'ın vereceğini önleyemem, bana düşen vazife, her şartta İslam'a uymak, başıma gelene razı olmaktır." der, huzur içinde yaşar. İnsanın aklı, hayata bütünüyle yön vermeye yetmez. Yani hayata istikamet veremeyiz, o imkânsız!
Sakat bir insan düşse, hemen elinden tutar kaldırırız. İşte onun sakatlığı, "beni kaldırın" ricasını kabul ettirir.
Dertli insan da düşmüştür. Ellerini açıp Allah'a dua eder. Duanın manası, kendi güçsüzlüğünü ve aczini anlayarak, kudreti sonsuz olan Allah'a halini arz etmektir.
Kimin duasının kabul olacağını Allah bilir. Bizler şartlarına uygun olarak dua etmek zorundayız. O şartlardan biri de dua edenin mağdur olmasıdır. Nasıl ki adil bir devlet başkanı, mağdur olan vatandaşına yardım eder, kâinatın hâkimi olan Allah da, mağdur kullarına yardım eder.
Bir hastalığınız için doktora gittiğinizi düşünün. Vücudunuzdaki rahatsızlıkları doktora anlattıktan sonra beklersiniz; doktor size ne tedavi uygularsa ona tabi olursunuz. Çünkü bilirsiniz ki o işin uzmanı o doktordur ve hastalığınızın geçmesi için size en uygun tedaviyi uygulayacaktır. En az doktora olan teslimiyet ve itaat kadar Allah'a teslim olmalıdır. Çünkü Allah, bizi bizden iyi bilir. İnsana düşen vazife, halini Allah'a arz etmek ve hükme razı olmaktır.
Birisi her gece kalkıp Allah'a yakarıp, O'na dua ediyormuş. Bir gün şeytan ona demiş ki: "Ey Allah'ı çok anan kişi. Bütün gece 'Allah' deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?"
Adamın gönlü kırılmış, başını yastığa koyup uyumuş. Rüyasında ona şöyle denmiş: "Kendine gel, uyan! Niye duayı zikri bıraktın? Neden usandın?" Adam da demiş ki: "Buyur" diye bir cevap gelmiyor ki. Kapıdan kovulmaktan korkuyorum."
Rüyadaki şahıs ona demiş ki: "Senin Allah demen, O'nun 'buyur' demesi sayesindedir. Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır. Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir. Senin her 'Ya Rabbi' demenin altında, Allah'ın 'buyur' demesi vardır.
Gafilin, cahilin canı, duadan uzaktır çünkü 'Ya Rabbi' demeye izin yok ona. Ağzında da kilit var, dilinde de. Zarara uğradığı zaman, ağlayıp sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi.
Bununla anla ki Allah'a dua etmeni, O'na seslenmeni sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir. (Mesnevi'den)
Askeriyede öğrenciydik. Eğitim ve talim çok ağırdı. Bir ağabeyimiz karşımıza dikildi ve "Arkadaşlar, sizin eğitiminizi aynen biz de yaptık. Çamura yattık, yorulduk, terledik, üşüdük fakat bakın onların hepsi geçti gitti. Şimdi emekli olduk. Ne kadar rahat ve iyi bir hayat yaşıyoruz. Siz bugünkü halinize bakıp üzülmeyin. Rütbenizi taktığınız zaman, 'iyi ki o sıkıntıları çekmişim' dersiniz." demişti.
Zahmetteki rahmeti göremeyen, çok şeyi göremez. Bakınız bir ağaç dalıyla, yaprağıyla, kökleriyle meyve vermek için seferber oluyor. Bazı ağaçlar öyle çok meyve verir ki dalları kırılır. Kırılan dalların dibinden yeniden filiz çıkar. Meyve vermek için büyür, adeta koşar. Meyve vermenin saadeti hiçbir şeye benzemez. O saadete ulaşmanın yolu, terlemek, yorulmaktır. Her zahmetin içinde bir rahmet, her zorluğun içinde bir kolaylık vardır.
Hiçbir sıkıntı ebedî değildir.
Hayat daima deveran içindedir.
Hekimoğlu İSMAİL
 
 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)