NurDergi

Buradasınız : Ana Sayfa İLAHİYAT İslam dininde adam öldürmenin durumu..

İslam dininde adam öldürmenin durumu..

e-Posta Yazdır

İslam dininde adam öldürmek dehşetli bir hadisedir. Bir insanın canına kıymanın hiç bir bahanesi geçerli kabul edilmez. Adam öldüren Allah'ın rahmetinden uzak olur.

Bu konudaki bazı hadislerin meallerini sıralamak istiyorum sizlere. İslam'daki bu hükümleri bilen bir Müslüman'ın şu ya da bu bahane ile adam öldürmeye cür'et etmesi doğrusu ne ilimle, ne de imanla kabili telif olmayan bir dehşetten başka bir şey değildir.
Hadis mealleri:
"Mümin bir adam, ülkesindeki itaat eden bir zimmiyi, (gayrimüslimi) haksız yere öldürürse bilsin ki o katil, cennete girmek şöyle dursun, beş yüz senelik uzaklardan duyulan cennetin kokusunu dahi duyamaz!.."
Yani cennetin beş yüz senelik yakınına dahi yaklaştırılmaz katil adam, haksız yere öldürdüğü zimmi sebebiyle.
"Dünya bir yana, bir müminin haksız yere öldürülmesi bir yana!"
Demek ki, masum bir adamın hayatı dünyadan da mühimdir. Dünya feda edilir; ama masum bir adamın hayatı feda edilemez...
Bir müminin öldürülmesine yer gök sakinleri hep birlikte iştirak etseler, Allah onların çokluğuna bakıp da öldürmeyi müsamaha ile karşılamaz, hepsini de burnu üzere cehenneme sürükler, tek masum adamın hayatına kastetmenin cezasını vermek için...
Bir mümini öldürmek şöyle dursun, öldürülmesine bir kelime ile yardım etmek dahi yeter o kimsenin mahşerde alnı üzerine "Bu adam Allah'ın rahmetinden uzak biridir" diye yazılması için...
Anlaşılan öldürmeyi bırak, öldürmeye tek kelime ile yardımcı olanın dahi alnı üzerine, "Bu adam Allah'ın rahmetinden uzak biridir, çünkü bir masum adamın öldürülmesine bir kelime ile de olsa yardımcı olmuştur!" ilanı asılacaktır...
Mahşerde insanlar arasında verilecek ilk hüküm, kan davası hakkındaki hüküm olacaktır. Ertelemeye maruz kalmadan katillerin hükümleri kesinleşecektir...
Allah hakkı olarak mahşerde ilk soru namazdan sorulacak, kul hakkı olarak da ilk mahkumiyet kararı kan dökenlere ait karar olacaktır.
Bir mümini öldüren katil, bundan vicdan azabı duymaz da aksine sevinç hissetmeye devam ederse artık onun ne fidyesi kabul olur, ne de herhangi bir iyilik ve tevbesi...
İki Müslüman birbirine karşı silahlarını çeker de vuruşmaya başlarlarsa ölen de öldüren de cehennemde yerini hazırlamış olur... Dediler ki:
-Öldürenin cehennemde olmasını anlıyoruz; ama ölen neden cehennemde olacak?
Buyurdu ki:
-Ölen de öldürmek niyetiyle vuruşmaya girişmişse öyledir...
Sizden biri, kardeşine karşı silahını işaret için de olsa yöneltmesin.
Çünkü melekler kardeşine karşı silahını yöneltenlere lanet okurlar...
Ahmet ŞAHİN
 

 

Share Button
 

AYET MEALİ

- Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik. Şimdi sen Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes. (Kevser, 1-2)
- Allah’ın onlara rızık olarak verdiği, belirlenen günlerde kesilecek kurbanlık hayvanlar üzerine O’nun adını ansınlar. Artık onlardan hem kendiniz yiyin, hem sıkıntı içinde olan yoksulları doyurun. (Hacc, 28)
- Onların (o kurbanların) ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları. O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır. (Hac, 37)
- Her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onu tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. (Bakara, 158)
- Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. (Bakara, 196)

HADİS-İ ŞERİF

- Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmıştır, haccediniz (Müslim)
- Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. (İbn Mâce,)
- Bugün ilk işimiz, bayram namazı kılmak sonra dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetime uymuş olur. (Buhari)
- Kurban, kıyamet günü boynuzları, tırnaklarıyla sevap olarak gelir. Kurban kesildiğinde, henüz kanı yere düşmeden Allah tarafından kabul edilir. (Tirmizi)
- İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak. (Buhârî,Müslim,Tirmizî,Nesâî )

RİSALE-İ NUR

İşte hacda pek kesretli Allahuekber denilmesi, şu sırdandır. Çünkü, hacc-ı şerif, bilasâle herkes için, bir mertebe-i külliyede bir ubûdiyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lûtfuna mazhar olur. Öyle de, bir hacı, ne kadar âmî de olsa, kat-ı merâtib etmiş bir velî gibi, umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîmi ünvânıyla Rabbine müteveccihtir, bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette, hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rubûbiyet ve dürbünüyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyâtın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rubûbiyet Allahuekber, Allahuekber ile teskin edilebilir ve onunla o merâtib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvere ilân edilebilir. (Şualar)

GÜZEL SÖZLER

Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler.
(Şeyh Sadi Sirazi)

FAİZ YİYENLER - VİDEO