NurDergi

You are here: Ana Sayfa GÜNCEL Bahar ayları yeniden dirilişin temaşa zamanı..

Bahar ayları yeniden dirilişin temaşa zamanı..

e-Posta Yazdır PDF

Bahar mevsiminin her ânında mucizeler peş peşe fışkırır toprağın her karışından. Herbir mucize, inanan insan için bir ziyafet demektir.

Ne zaman başlar baharın macerası, orası pek net değildir. Aslında bütün bir kış boyunca, toprağın gözlerimizden uzak derinliklerinde, hummâlı bir bahar hazırlığı sürüp gitmektedir.
Bunun için toprak kardan bir yorganla örtülmüş, yer üstündeki soğuğun yer altına nüfuz etmesine izin verilmemiştir. Bu itibarla, bahar gider gitmez onun dönüş hazırlıkları başlar dersek, çok da abartmış olmayız.
Hattâ şöyle de söyleyebiliriz: Mevsimler arasında sadece bahar vardır; diğerleri ya onun sonucu, ya da hazırlığından ibarettir.
Baharın gelişini yeryüzünde bize müjdeleyen en ünlü haberci ise kardelendir. Kardelen bu haberi nereden alır; bu bildiğimiz birşey değildir. Fakat zamanını hiç şaşırmaz kardelen. Günü geldiğinde, uyanır ve topraktan yukarı başını uzatır. Artık içinde birşeyler kaynayıp durmaktadır; güneşin sıcaklığından önce karları o eritmeye başlar. O ısındıkça karlar ona yol verir. Füze kapsülü gibidir başı; atmosfer katmanlarını geçercesine kar tabakaları içinden geçer ve gün yüzüne doğru ilerler. Kardelen “Allah namına” dedi mi, onun önünde karlar, Mûsâ'nın önündeki deniz gibidir. Çok geçmeden karların üzerine çıkar, orada güneşe kavuşur. Ondan sonrası bir tebessüm alışverişidir.
Güneş güler. Kardelen cevap verir.
Kardelen güler. Güneş cevap verir.
Dünya iki tebessüm arasında nefes alıp verir.
Bahar koroları inceden inceye zikre başlar.
Onların sadaları, fecrin ilk ışıkları gibi yayılır ovalara, dağlara.
Dünya iki tebessüm arasında onları dinler.
Kardelen “Rahmân namına” der, kapsül açılır. Açılan kapsülden bembeyaz minik dudaklar belirir. Bu esnada başı yere doğru eğilmiştir mahcup ve mütevazi kardelenin.
Güneş güler. Minik beyaz dudaklar dile gelir. Güneşin tebessümünde okunan Esmâ, yere dönük minik dudaklardan fasih bir şekilde işitilir. İki tebessüm ve iki zikir arasında bahar korolarının coşkusu artmaya başlar. İnce ince dereler, narin çimenler, derken dallarda tomurcuklar birer birer koroya katılır. Sesler renklenir ve gürleşir.
Çok geçmeden çağrılar ulaşır kovanlara, yuvalara. Işığı gören gelir, kokuyu alan gelir. Herbir çiçeğin açışı, oraya doluşacak böcekler için bir davetiye demektir. Nasıl haberleşirler, pek bilinmez. Ama buluşmanın vaktini de kimse geçirmez. Çiçekler açar, böcekler uçar. Baharın belirtileri bir başladı mı, artık her gün ve her saat ayrı bir kafilenin haşir meydanına çıkma vaktidir.
Bahar mevsiminin her ânında mucizeler peş peşe fışkırır toprağın her karışından. Herbir mucize, inanan insan için bir ziyafet demektir; gözü ve gönlü her taraftan Esmâ tecellîleriyle kuşatılır. Kâinatın başka bir yerinde görülmeyen şeyler, bir bahar gününde, dünyanın herhangi bir bahçesinde seyredilir. Yirmi Üçüncü Lem'anın sonlarında denildiği gibi, her baharda, kâinattan daha sanatlı ve hikmetli, canlı bir kâinat yeryüzünde yaratılır.
BAHAR MEVSİMİ, Yer ve Gökler Rabbinin rahmet eserlerini sergilediği mevsimdir. O sergiler burada, bu gezegende açılır. Melekler, kâinattaki en muhteşem Esmâ tecellîlerini seyretmek için buraya doluşur.
Bir kardelen işte böyle bir mevsimin habercisidir. Ve bugünler, işte böylesine önemli gelişmelere gebe olan günlerdir.
Çünkü Âlemlerin Rabbi, “Gidin, kullarıma rahmetimi müjdeleyin” buyurmuştur.
O müjdeyi vermek için güneş ve kardelen birbiriyle yarışır. İkisi, bahara yakın günlerden birinin sabahında, karlar üstünde buluşur.
Sonra, kâinattan daha hikmetli ve sanatlı, canlı bir kâinatın yaratılışı başlar insanın gözü önünde.
O yaratılışı bütün aşamaları ve bütün ayrıntılarıyla seyretmek, anlamak, yorumlamak ve her ânının hazzını doyasıya yaşamak için ne gerekiyorsa, hepsi insanda vardır. Zaten onun bu dünya üzerinde bulunuşuna sebep de böyle bir seyir ve temâşâdan başka birşey değildir.
Fakat insanların, her zaman olduğu gibi, bahar mevsiminde de işleri başlarından aşkındır. Onun için, bir kâinat yaratılışını seyredecek kadar vakti olan pek az adam bulunur bu gezegen üzerinde.
Ümit ŞİMŞEK

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)