NurDergi

Buradasınız : Ana Sayfa HZ. MUHAMMED Peygamberimizin (as) mucizelerinden örnekler..

e-Posta Yazdır

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n umur-u gaybiyeden haber verdi?i gibi do?ru vukua gelen i?ler binlerdir, pek çoktur. Biz yaln?z cüz'î birkaç misaline i?aret edece?iz.

??te, ba?ta Buharî ve Müslim, s?hhatle me?hur Kütüb-ü Sitte-i Hadisiye sahipleri, beyan edece?imiz haberlerin ço?unda müttefik ve o haberlerin ço?u mânen mütevatir ve bir k?sm? dahi, ehl-i tahkik onlar?n s?hhatine ittifak etmesiyle, mütevatir gibi kat'î denilebilir. i?te, nakl-i sahih-i kat'î ile, Ashab?na haber vermi? ki: "?????? deyip" "Siz umum dü?manlar?n?za galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke, hem feth-i Hayber, hem feth-i Tam, hem feth-i Irak, hem feth-i ?ran, hem feth-i Beytü'l-Makdise muvaffak olacaks?n?z. Hem o zaman?n en büyük devletleri olan ?ran ve Rum padi?ahlar?n?n hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz." Haber vermi?. Hem "Tahminim böyle" veya "Zannederim" dememi?. Belki, görür gibi kat'î ihbar etmi?, haber verdi?i gibi ç?km??. Halbuki haber verdi?i vakit, hicrete mecbur olmu?, Sahabeleri az, Medine etraf? ve bütün dünya dü?mand?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, çok defa ferman etmi?: "?????? deyip" Ebu Bekir ve Ömer kendinden sonraya kalacaklar, hem halife olacaklar, hem mükemmel bir surette ve r?za-i ?lâhî ve marzî-i Nebevî dairesinde hareket edecekler. Hem Ebu Bekir az kalacak, Ömer çok kalacak ve pek çok fütuhat yapacak. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" "?arktan garba kadar benim ümmetimin eline geçecektir. Hiçbir ümmet o kadar mülk zaptetmemi?." Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, gazâ-i Bedir'den evvel ferman etmi?: "?????? deyip" mü?rik-i Kurey?'in reislerinin herbiri nerede katledilece?ini göstermi? ve demi?: "Ben kendi elimle Übeyy ibni Halef'i öldürece?im." Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, bir ay uzak mesafede, ?am etraf?nda, Mûte nam mevkideki gazve-i me?hurede muharebe eden Sahabelerini görür gibi ferman etmi?: "?????? deyip" birer birer hâdisât? Ashab?na haber vermi?. ?ki üç hafta sonra Ya'le ibni Münebbih meydan-? harpten geldi; daha söylemeden Muhbir-i Sad?k (a.s.m.) harbin tafsilât?n? beyan etti. Ya'le kasem etti: "Dedi?in gibi, aynen öyle oldu.Ya resulallah."
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi?: "?????? deyip" Hazret-i Hasan'?n alt? ay hilâfetiyle, Ciharyâr-? Güzînin (Hulefâ-i Râ?idînin) zaman-? hilâfetlerini ve onlardan sonra saltanat ?ekline girmesini, sonra o saltanattan ceberut ve fesad-? ümmet olaca??n? haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi?: "?????? deyip" Hazret-i Osman halife olaca??n? ve hal'i istenilece?ini ve mazlum olarak, Kur'ân okurken katledilece?ini haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, hacamat edip, mübarek kan?n? Abdullah ibni Zübeyr teberrüken ?erbet gibi içti?i zaman ferman etmi?: "?????? deyip" harika bir ?ecaatle ümmetin ba??na geçece?ini ve müthi? hücumlara maruz kalacaklar?n? ve insanlar onun yüzünden deh?etli hadiselere giriftar olacaklar?n? haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??. Abdullah ibni Zübeyr, Emevîler zaman?nda, hilâfeti Mekke'de ilân ederek kahramanâne çok müsademe etmi?. Nihayet Haccac-? Zalim büyük bir orduyla üzerine hücum ederek, ?iddetli müsademeden sonra o kahraman-? âli?an ?ehid edilmi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Emeviye devletinin zuhurunu ve onlar?n padi?ahlar?n?n ço?u zalim olaca??n? ve içlerinde Yezid ve Velid bulunaca??n? ve Hazret-i Muaviye ümmetin ba??na geçece?ini, ferman?yla r?fk ve adaleti tavsiye etmi?. Ve Emeviyeden sonra devlet-i Abbasiyenin zuhurunu ve uzun müddet devam edece?ini haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi?: "?????? deyip" Cengiz ve Hülâgû'nun deh?etli fitnelerini ve Arap devlet-i Abbasiyesini mahvedeceklerini haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Sa'd ibni Ebî Vakkas gayet a??r hasta iken ona ferman etmi?: "?????? deyip" ileride büyük bir kumandan olaca??n?, çok fütuhat yapaca??n?, çok milletler ve kavimler ondan menfaat görüp, yani ?slâm olup ve çoklar zarar görecek, yani devletleri onun eliyle harap olaca??n? haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??. Hazret-i Sa'd ordu-yu ?slâm ba??na geçti, devlet-i ?raniyeyi zirüzeber etti, çok kavimlerin daire-i ?slâma ve hidayete girmelerine sebep oldu.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, imana gelen Habe? Meliki olan Necâ?î hicretin yedinci senesinde vefat etti?i gün Ashab?na haber vermi?, hattâ cenaze namaz?n? k?lm??. Bir hafta sonra cevap geldi ki, ayn? günde vefat etmi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Ciharyâr-? Güzîn ile beraber Uhud veya Hira Da??n?n ba??nda iken da? titredi, zelzelelendi. Da?a ferman etti ki: "?????? deyip" Hazret-i Ömer ve Osman ve Ali'nin ?ehid olacaklar?n? haber vermi?. Haber verdi?i gibi ç?km??.
* Nakl-i sahih-i kat'î ile, Hazret-i Fat?ma'ya (r.a.) ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Âl-i Beytimden, herkesten evvel vefat edip bana iltihak edeceksin" diye söylemi?. Alt? ay sonra, haber verdi?i gibi aynen zuhur etmi?.
* Hem Ebû Zer'e ferman etmi?: "?????? deyip" Medine'den nefyedilip, yaln?z hayat geçirip, yaln?z bir sahrâda vefat edece?ini haber vermi?. Yirmi sene sonra, haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem Enes ibni Mâlik'in halas? olan Ümmü Haram'?n hanesinde uykudan kalkm??, tebessüm edip ferman etmi?: "?????? deyip" Ümm-ü Haram niyaz etmi?: "Dua ediniz, ben de onlarla beraber olay?m." Ferman etmi?: "Beraber olacaks?n." K?rk sene sonra, zevci olan Ubâde ibni Sâmit refakatiyle K?br?s'?n fethine gitmi?; K?br?s'ta vefat edip, mezar? ziyaretgâh olmu?. Haber verdi?i gibi aynen zuhur etmi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi? ki: "?????? deyip" Yani, "Sakif kabilesinden biri dâvâ-y? nübüvvet edecek ve biri hunhar zalim zuhur edecek" deyip, nübüvvet dâvâ eden me?hur Muhtar'? ve yüz bin adam öldüren Haccac-? Zalimi haber vermi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ?stanbul'un ?slâm eliyle fetholaca??n? ve Hazret-i Sultan Mehmed Fatih'in yüksek bir mertebe sahibi oldu?unu haber vermi?. Haber verdi?i gibi zuhur etmi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi? ki: "?????? deyip" ba?ta Ebu Hanife olarak, ?ran'?n emsalsiz bir surette yeti?tirdi?i ulema ve evliyaya i?aret ediyor, haber veriyor.
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" ?mam-? ?âfiî'ye i?aret edip haber veriyor.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi? ki: "?????? deyip" ümmeti yetmi? üç f?rkaya ink?sam edece?ini ve içinde f?rka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat oldu?unu haber veriyor.
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" çok ?ubelere ink?sam eden ve kaderi inkâr eden Kaderiye taifesini haber vermi?. Hem çok ?ubelere ink?sam eden Râf?zîleri haber vermi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ?mam-? Ali'ye (r.a.) demi?: "Sende, Hazret-i ?sâ (a.s.) gibi, iki k?s?m insan helâkete gider: Birisi ifrat-? muhabbet, di?eri ifrat-? adâvetle. Hazret-i ?sâ'ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i me?rudan tecavüzle-hâ?â'ibnullah' dediler. Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakk?nda da, bir k?s?m, hadd-i me?rudan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir." demi?. "Bir k?sm?, senin adâvetinden çok ileri gidecekler. Onlar da Havâriçtir ve Emevîlerin müfrit bir k?s?m taraftarlar?d?r ki, onlara 'Nâsibe' denilir."
E?er denilse: "Âl-i Beyte muhabbeti Kur'ân emrediyor. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm çok te?vik etmi?. O muhabbet, ?îalar için belki bir özür te?kil eder. Çünkü, ehl-i muhabbet bir derece ehl-i sekirdir. Niçin ?îalar, hususan Râf?zîler o muhabbetten istifade etmiyorlar, belki i?aret-i Nebeviye ile o fart-? muhabbete mahkûmdurlar?"
Elcevap: Muhabbet iki k?s?md?r. Biri: Mânâ-y? harfiyle, yani Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hesab?na, Cenâb-? Hak nam?na, Hazret-i Ali ile Hasan ve Hüseyin ve Âl-i Beyti sevmektir. ?u muhabbet, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n muhabbetini ziyadele?tirir, Cenâb-? Hakk?n muhabbetine vesile olur. ?u muhabbet me?rudur, ifrat? zarar vermez, tecavüz etmez, ba?kalar?n?n zemmini ve adâvetini iktiza etmez. ?kincisi: Mânâ-y? ismiyle muhabbettir. Yani bizzat onlar? sever. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm? dü?ünmeden, Hazret-i Ali'nin kahramanl?klar?n? ve kemâlini ve Hazret-i Hasan ve Hüseyin'in yüksek faziletlerini dü?ünüp sever. Hattâ Allah'? bilmese de, Peygamberi tan?masa da, yine onlar? sever. Bu sevmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n muhabbetine ve Cenâb-? Hakk?n muhabbetine sebebiyet vermez. Hem ifrat olsa, ba?kalar?n zemmini ve adâvetini iktiza eder. ??te, i?aret-i Nebeviye ile, Hazret-i Ali hakk?nda ziyade muhabbetlerinden, Hazret-i Ebu Bekri's-S?dd?k ile Hazret-i Ömer'den teberri ettiklerinden, hasârete dü?mü?ler. Ve o menfi muhabbet, sebeb-i hasârettir.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Ne vakit size Fars ve Rum k?zlar? hizmet etti; o vakit belân?z, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, ?erirleriniz ba?a geçip hay?rl?lar ve iyilerinize musallat olacaklar" haber vermi?. Otuz sene sonra haber verdi?i gibi ç?km??.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Hayber Kalesinin fethi Ali'nin eliyle olacak." Me'mulün pek fevkinde, ikinci gün bir mucize-i Nebeviye olarak, Hayber Kalesinin kap?s?n? Hazret-i Ali çekip kalkan gibi istimal ederek fethe muvaffak olduktan sonra kap?y? yere atm??. Sekiz kuvvetli adam o kap?y? yerden kald?ramam??. Bir rivayette, k?rk adam kald?ramam??.
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" S?ffin'de Hazret-i Ali ile Muaviye'nin harbini haber vermi?. Hem ferman etmi? ki: "?????? diye, "Bâ?i bir taife Ammâr'? katledecek." Sonra, S?ffin harbinde katledildi. Hazret-i Ali, onu Muaviye'nin taraftarlar? bâ?i olduklar?na hüccet gösterdi. Fakat Muaviye tevil etti. Amr ibnü'l-Âs dedi ki: "Bâ?i yaln?z onun katilleridir; umumumuz de?iliz."
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Hazret-i Ömer sa? kald?kça içinizde fitneler zuhur etmez." Haber vermi?; öyle de olmu?.
* Hem Süheyl ibni Amr daha imana gelmeden esir olmu?. Hazret-i Ömer Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma demi? ki: "?zin ver, ben bunun di?lerini çekece?im. Çünkü o fesahatiyle küffâr-? Kurey?'i harbimize te?vik ediyordu." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmi? ki: "?????? demi?" Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n vefat? hengâm?nda olan deh?et-engiz ve sab?r-sûz hadisede, Hazret-i Ebu Bekri's-S?dd?k nas?l ki Medine-i Münevverede kemâl-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile Sahabeleri teskin etmi?; aynen onun gibi, ?u Süheyl, o hengâmda, Mekke-i Mükerremede, ayn? Ebu Bekri's-S?dd?k gibi Sahabeye teskin ve teselli verip, malûm fesahatiyle Ebu Bekri's-S?dd?k'?n ayn? hutbesinin meâlinde bir nutuk söylemi?. Hattâ iki hutbenin kelimeleri birbirine benzer.
* Hem Sürâka'ya ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Kisrân?n iki bilezi?ini giyeceksin." Hazret-i Ömer zaman?nda Kisrâ mahvedildi; ziynetleri ve ?ahane bilezikleri geldi, Hazret-i Ömer Sürâka'ya giydirdi. ihbar-? Nebevîyi tasdik ettirdi.
* Hem ferman etmi? ki: "?????? deyip" "Kisrâ-y? Fars gittikten sonra daha kisrâ ç?kmayacak." Haber vermi?; hem öyle olmu?. Hem Kisrâ elçisine demi?: "?imdi Kisrân?n o?lu ?irviye Perviz, Kisrây? öldürdü." O elçi tahkik etmi?; ayn? vakitte öyle olmu?. O da ?slâm olmu?. Baz? ehâdiste o elçinin ad? Firuz'dur.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Hât?b ibni Ebî Beltea'n?n, gizli Kurey?'e gönderdi?i mektubu haber vermi?. Hazret-i Ali ile Mikdad'? göndermi?, "Filân mevkide bir ?ah?sta ?öyle bir mektup var; al?n?z, getiriniz." Gittiler, ayn? yerden ayn? mektubu getirdiler. Hât?b'? celb etti. "Neden yapt?n?" demi?; o da özür beyan etmi?, özrünü kabul etmi?.
* Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Utbe ibni Ebî Leheb hakk?nda ferman etmi? ki: "?????? deyip" Utbe'nin âk?bet-i fecias?n? haber vermi?. Sonra Yemen taraf?na giderken bir arslan gelip onu yemi?, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm?n hem bedduas?n?, hem haberini tasdik etmi?.
* Hem, nakl-i sahih ile, feth-i Mekke vaktinde, Hazret-i Bilâl-i Habe?î Kâbe dam?na ç?k?p ezan okumu?. Rüesa-y? Kurey?'ten Ebu Süfyan, Attab ibni Esid ve Hâris ibni Hi?am oturup konu?tular. Attab dedi: "Pederim Esid bahtiyard? ki bugünü görmedi." Hâris dedi ki: "Muhammed bu siyah kargadan ba?ka adam bulmad? m? ki müezzin yaps?n?" Hazret-i Bilâl-i Habe?îyi tezyif etti. Ebu Süfyan dedi: "Ben korkar?m, bir?ey demeyece?im. Kimse olmasa da, ?u Batha'n?n ta?lar? ona haber verecek, o bilecek." Hakikaten, bir parça sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onlara rast geldi, harfiyen konu?tuklar?n? söyledi. O vakit Attab ile Hâris ?ehadet getirdiler, Müslüman oldular.
* Ba?ta Buharî ve Müslim, Kütüb-ü Sitte-i sahiha müttefikan haber veriyorlar ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n Hazret-i Zeynep ile tezevvücü velîmesinde, Hazret-i Enes'in validesi Ümmü Süleym, bir iki avuç hurmay? ya?la kavurarak bir kaba koyup Hazret-i Enes'le Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâma gönderdi. Enes'e ferman etti ki: "Filân, filân? ça??r. Hem, kime tesadüf etsen davet et." Enes de kime rast geldiyse ça??rd?. Üç yüz kadar Sahabe gelip suffe ve hücre-i saadeti doldurdular. Ferman etti: Yani, "Onar onar halka olunuz." Sonra, mübarek elini o az taam üzerine koydu, dua etti, "Buyurun" dedi. Bütün o üç yüz adam yediler, tok olup kalkt?lar. Enes'e ferman etmi?: "Kald?r." Enes demi? ki: "Bilmedim, taam kab?n? koydu?um vakit mi taam çoktu, yoksa kald?rd???m vakit mi çoktu, fark edemedim."
* Mihmandâr-? Nebevî Ebu Eyyubi'l-Ensârî hanesine te?rif-i Nebevî hengâm?nda Ebu Eyyub der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Ebu Bekr-i S?dd?k'a kâfi gelecek iki ki?ilik yemek yapt?m. Ona ferman etti: "?????? dedi" Otuz adam geldiler, yediler. Sonra ferman etti: Altm?? daha davet ettim. Geldiler, yediler. Sonra ferman etti. Yetmi? daha davet ettim. Geldiler, yediler. Kaplarda yemek daha kald?. Bütün gelenler o mucize kar??s?nda ?slâmiyete girip biat ettiler. O iki ki?ilik taamdan yüz seksen adam yediler.
* Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattab ve Ebu Hüreyre ve Selemetübnü'l-Ekvâ ve Ebu Amratü'l-Ensarî gibi, müteaddit tariklerle diyorlar ki: Bir gazvede ordu aç kald?. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma müracaat ettiler. Ferman etti ki: "Heybelerinizde kalan bak?ye-i erzak? toplay?n?z." Herkes azar birer parça hurma getirdi. En çok getiren, dört avuç getirebildi. Bir kilime koydular. Seleme der ki: "Mecmuunu ben tahmin ettim, oturmu? bir keçi kadar ancak vard?." Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bereketle dua edip ferman etti: "Herkes kab?n? getirsin." Ko?u?tular, geldiler. O ordu içinde hiçbir kap kalmad?, hepsini doldurdular. Hem fazla kald?. Sahabeden bir râvi demi?: "O bereketin gidi?at?ndan anlad?m: E?er ehl-i arz gelseydi, onlara dahi kâfi gelecekti."
* Ba?ta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki: Abdurrahman ibn-i Ebî Bekr-i S?dd?k der: Biz yüz otuz Sahabe, bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. Dört avuç miktar? olan bir sâ' ekmek için hamur yap?ld?. Bir keçi dahi kesildi, pi?irildi; yaln?z ci?er ve böbrekleri kebap yap?ld?. Kasem ederim, o kebaptan, yüz otuz Sahabeden herbirisine bir parça kesti, verdi. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm pi?mi? eti iki kâseye koydu. Biz umumumuz tok oluncaya kadar yedik; fazla kald?. Ben fazlas?n? deveye yükledim.
* Kütüb-ü sahiha kat'iyetle beyan ediyorlar ki: Gazve-i Garra-i Ahzabda, me?hur Yevmü'l-Hendek'te, Hazret-i Câbiru'l-Ensârî kasemle ilân ediyor: O günde, dört avuç olan bir sâ' arpa ekme?inden, bir senelik bir keçi o?la??ndan bin adam yediler ve öylece kald?.Hazret-i Câbir der ki: O gün yemek, hanemde pi?irildi. Bütün bin adam o sâ'dan, o o?laktan yediler, gittiler. Daha tenceremiz dolu kayn?yor, daha hamurumuz ekmek yap?l?yor. O hamura, o tencereye mübarek a?z?n?n suyunu koyup bereketle dua etmi?ti. ??te, ?u mucize-i bereketi, bin zât?n huzurunda, onlar? ona alâkadar göstererek Hazret-i Câbir kasemle ilân ediyor. Demek ?u hadise, bin adam rivayet etmi? gibi kat'î denilebilir.
* Nakl-i sahih-i kat'î ile, hâdim-i Nebevî Hazret-i Enes'in amcas? me?hur Ebu Talha der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, yetmi? seksen adam?, Enes'in koltu?u alt?nda getirdi?i az arpa ekme?inden tok oluncaya kadar yedirdi. "O az ekmekleri parça parça ediniz" emretti ve bereketle dua etti. Menzil dar oldu?undan, onar onar gelip yediler, tok olarak gittiler.
* Hazret-i Câbiru'l-Ensârî diyor: Bir zat, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan iyâli için taam istedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yar?m yük arpa verdi. Çok zaman o adam iyâliyle ve misafirleriyle o arpadan yediler. Bak?yorlar, bitmiyor. Noksaniyetini anlamak için ölçtüler. Sonra bereket dahi kalkt?; noksan olmaya ba?lad?. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma geldi, vak'ay? beyan etti. Ona cevaben ferman etti: Yani, "E?er kile ile tecrübe etmeseydiniz, hayat?n?zca size yeterdi."
* Ba?ta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha, Hazret-i Enes'ten nakl-i sahihle haber veriyorlar ki: Hazret-i Enes diyor: Zevra nâm-mahalde, üç yüz ki?i kadar, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. ?kindi namaz? için abdest almay? emretti. Su bulunmad?. Yaln?z bir parça su emretti; getirdik. Mübarek ellerini içine bat?rd?. Gördüm ki, parmaklar?ndan çe?me gibi su ak?yor. Sonra, bütün maiyetindeki üç yüz adam geldiler, umumu abdest al?p içtiler. ??te, ?u misali, Hazret-i Enes, üç yüz ki?iyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz ki?i, ?u habere mânen i?tirak etmesinler; hem i?tirak etmedikleri halde tekzip etmesinler?
* Ba?ta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki: Hazret-i Câbir ibni Abdullahi'l-Ensârî beyan ediyor: Biz, bin be? yüz ki?i, gazve-i Hudeybiye'de susad?k. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, k?rba denilen deriden bir kap sudan abdest ald?, sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklar?ndan çe?me gibi su ak?yor. Bin be? yüz ki?i içip, kaplar?n? o k?rbadan doldurdular. Sâlim ibni Ebi'l-Ca'd, Câbir'den sormu?: "Kaç ki?iydiniz?" Câbir demi? ki: "Yüz bin ki?i de olsayd?, yine kâfi gelirdi. Fakat biz, on be? yüz (yani bin be? yüz) idik."
??te, ?u mucize-i bâhirenin râvileri, mânen bin be? yüz kadard?rlar. Çünkü, f?trat-? be?eriyede, yalana yalan demek bir meyl-i arzusu vard?r. Sahabeler ise, s?dk ve do?ruluk için, can ve mal ve peder ve validelerini ve kavim ve kabilelerini feda edip, s?dk ve hak için fedai olduklar? halde, hem "Benden bilerek yalan bir?ey haber veren, Cehennem ate?inden yerini haz?rlas?n" meâlindeki hadis-i ?erifin tehdidine kar??, yalana mukabil sükût etmeleri mümkün de?ildir. Madem sükût ettiler; o haberi kabul ettiler, mânen i?tirak edip tasdik ediyorlar demektir.
* Ba?ta me?hur ?bni Huzeyme, Sahih'inde, râviler Hazret-i Ömer'den naklediyorlar ki: Gazve-i Tebük'te susuz kald?k. Hattâ baz?lar devesini keser, susuzluktan içini s?kar, içerdi. Ebu Bekri's-S?dd?k, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma dua etmek için rica etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini kald?rd?; daha elini indirmeden bulut topland?, ya?mur öyle geldi ki, kaplar?m?z? doldurduk. Sonra su çekildi. Ordumuza mahsus olarak, hududumuzu tecavüz etmedi.] Demek, tesadüf içine kar??mam??, s?rf bir mucize-i Ahmediyedir (a.s.m.).
*Evet, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n emri için, a?aç, yerinden ç?k?p yan?na gelmesi, sarihan mütevatir denilebilir. Çünkü, me?âhir-i s?dd?kîn-i Sahabeden Hazret-i Ali, Hazret-i ?bni Abbas, Hazret-i ?bni Mes'ud, Hazret-i ?bni Ömer, Hazret-i Ya'le ibni Murre, Hazret-i Câbir, Hazret-i Enes ibni Mâlik, Hazret-i Büreyde, Hazret-i Üsâme bin Zeyd ve Hazret-i Gaylan ibni Seleme gibi Sahabeler, herbiri kat'iyetle, ayn? mucize-i ?eceriyeyi haber vermi?. Tâbiînin yüzer imamlar?, mezkûr Sahabelerden herbir Sahabeden, ayr? bir tarikle o mucize-i ?eceriyeyi nakletmi?ler, âdetâ muzaaf tevatür suretinde bize nakletmi?ler. ??te ?u mucize-i ?eceriye, hiçbir ?üphe kabul etmez bir tevatür-ü mânevî-i kat'î hükmündedir. ?imdi, o mucize-i kübrân?n, tekerrür etti?i halde, birkaç sahih suretlerini birkaç misalle beyan edece?iz.
* Üç Sahabe demi?ler: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm küffâr?n tekzibinden müteessir olarak mahzun idi. Dedi: "??????" Enes'in rivayetinde, Hazret-i Cebrâil haz?rd?. Vadi kenar?nda bir a?aç vard?. Hazret-i Cebrâil'in ilâm?yla, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o a?ac? ça??rd?, tâ yan?na geldi. Sonra "Git" dedi. Tekrar gitti, yerine yerle?ti.
* Bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?na bir bedevî geldi. Ferman etti: "Nereye gidiyorsun?" Bedevî dedi: "Ehlime." Ferman etti: "Ondan daha iyi bir hay?r istemiyor musun?" Bedevî dedi: "Nedir?" Ferman etti: Dedi: "??????" Bedevî dedi: "Bu ?ehadete ?ahit nedir?" Ferman etti: "Vadi kenar?ndaki a?aç ?ahit olacak." ?bni Ömer der ki: O a?aç yerinden sallanarak ç?kt?, yeri ?ak etti, geldi, tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?na. Üç defa Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o a?ac? isti?had etti, a?aç da s?dk?na ?ehadet etti. Emretti, yine yerine gidip yerle?ti.
* Hazret-i Büreyde, ?bni Sahibi'l-Eslemî tarikinde, nakl-i sahihle, Büreyde dedi ki: Biz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?nda iken, bir seferde bir a'râbî geldi. Bir âyet, yani bir mucize istedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: Bir a?aca i?aret etti. A?aç, sa?a ve sola meylederek köklerini yerden ç?kar?p huzur-u Nebevîye geldi, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" dedi. Sonra a'râbî dedi: "Yine yerine gitsin." Emretti, yerine gitti. A'râbî dedi: "?zin ver, sana secde edeyim." Dedi: "?zin yok kimseye." Dedi: "Öyleyse senin elini, aya??n? öpece?im." ?zin verdi.
* Gazve-i Taif'te, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gece at üstünde giderken uykusu geliyordu. O halde iken bir sidre a?ac?na rast geldi. A?aç ona yol verip at?n? incitmemek için iki ?ak oldu; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayvan ile içinden geçti. Tâ zaman?m?za kadar o a?aç iki ayak üstünde, muhterem bir vaziyette kald?.
* ?bni Mes'ud dedi: Batn-? Nahl denilen nam mevkide, Nusaybin ecinnîleri ihtidâ için Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma geldikleri vakit, bir a?aç o ecinnîlerin geldiklerini haber verdi. Hem ?mam-? Mücahid, o hadiste ?bni Mes'ud'dan nakleder ki: O cinnîler bir delil istediler. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir a?aca emretti; yerinden ç?k?p geldi, sonra yine yerine gitti. ??te, cin taifesine birtek mucize kâfi geldi. Acaba bu mucize gibi bin mucizat i?iten bir insan imana gelmezse, cinnîlerin tabir ettikleri ?eytanlardan daha ?eytan olmaz m??
??te, bu misaller gibi çok misaller var; çok tariklerle nakledilmi?ler. Malûmdur ki, yedi sekiz urgan toplansa, kuvvetli bir halat olur. Binaenaleyh, ?u en me?hur s?dd?kîn-i Sahabeden böyle müteaddit tariklerle ihbar edilen ?u mucize-i ?eceriye, elbette tevatür-ü mânevî kuvvetindedir, belki tevatür-ü hakikîdir. Zaten Sahabeden sonra Tâbiînin eline geçti?i vakit, tevatür suretini al?r. Hususan Buharî, Müslim, ?bni Hibban, Tirmizî gibi kütüb-ü sahiha, tâ zaman-? Sahabeye kadar, o yolu o kadar sa?lam yapm??lar ve tutmu?lar ki, meselâ Buharî'de görmek, ayn? Sahabeden i?itmek gibidir.
Acaba, o Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma a?açlar, misallerde göründü?ü gibi, onu tan?y?p, risaletini tasdik edip, ona selâm ederek ziyaret edip emirlerini dinleyerek itaat etti?i halde, kendilerine insan diyen bir k?s?m câmid, ak?ls?z mahlûklar onu tan?mazsa, iman etmezse, kuru a?açtan çok ednâ, odun parças? gibi ehemmiyetsiz, k?ymetsiz olarak ate?e lây?k olmaz m??

 

Share Button
 

AYET MEAL?

Erkekler, kad?nlar?n koruyup kollay?c?lar?d?rlar. Çünkü Allah insanlar?n kimini kiminden üstün k?lm??t?r. Bir de erkekler kendi mallar?ndan harcamakta (ve ailenin geçimini sa?lamakta)d?rlar. ?yi kad?nlar, itaatkârd?rlar. Allah'?n (kendilerini) korumas? sayesinde onlar da "gayb"? korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) ba?kald?rd?klar?n? gördü?ünüz kad?nlara ö?üt verin, onlar? yataklar?nda yaln?z b?rak?n. (Bunlar fayda vermez de mecbur kal?rsan?z) onlar? (hafifçe) dövün. E?er itaat ederlerse art?k onlar?n aleyhine ba?ka bir yol aramay?n. ?üphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.
(Nisâ Suresi, 34. Ayet)

HAD?S-? ?ER?F

"?ayet ben bir insan?n ba?ka bir insana secde etmesini emredecek olsayd?m, kad?na, kocas?na secde etmesini emrederdim." (Tirmizi, Rada)
"Hangi kad?n, kocas? kendisinden raz? olarak vefat ederse, cennete girer.'' (Tirmizi, Radâ)
"Nefsim kudret elinde olan Zât-? Zülcelâl'e yemin ederim, bir erkek han?m?n? yata?a davet etti?inde kad?n imtina edip gelmezse, kocas? ondan râz? oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.'' (Buhari,  Müslim,  Ebu Dâvud)
"En hay?rl? kad?n, kocas? bak?nca onu sürura garkeden, emredince itaat eden nefis ve mal?nda, kocas?n?n ho?una gitmeyen ?eyle ona muhalefet etmeyen kad?nd?r.'' (Nesâi, Nikâh)

R?SALE-? NUR

Dördüncü delil: Nev-i be?erin hayat-? dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esasl? zemberek ve dünyevî saadet için bir Cennet, bir melce', bir tahassüngâh ise, âile hayat?d?r. Ve herkesin hânesi, küçük bir dünyas?d?r. Ve o hâne ve âile hayat?n?n hayat? ve saadeti ise, samimi ve ciddî ve vefâdarâne hürmet ve hakiki ve ?efkatli ve fedâkârâne merhamet ile olabilir. Ve bu hakiki hürmet ve samimi merhamet ise, ebedî bir arkada?l?k ve dâimî bir refâkat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hududsuz bir hayatta birbiriyle pederâne, ferzendâne, karde?âne, arkada?âne münâsebetlerin bulunmak fikriyle, akîdesiyle olabilir.
(10. Sözden)

GÜZEL SÖZLER

Hakiki sevgi, iyilik gördü?ünde artmayan, kötülük gördü?ünde eksilmeyendir.
(Yahya bin Muaz)

FA?Z Y?YENLER - V?DEO

CEV?EN V?DEOSU - ?ZLE - D?NLE