NurDergi

You are here: Ana Sayfa HZ. MUHAMMED Peygamberimizin çağrısını işitebilmek !..

Peygamberimizin çağrısını işitebilmek !..

e-Posta Yazdır PDF

Peygamber efendimizin (s.a.v) çağrısı tüm insanlığı kapsamaktadır. O’nun çağrısına karşılık vermek kurtuluşa ermektir. 1400 yıldır onun çağrısına uyanlar, kazançlı çıkmışlardır.

Peygamberimizin (s.a.v.) ulaşabildiği (ümmetinin de ulaşabildiği) bütün insanları İslam'a (Müslüman olmaya) çağırdığı konusu tartışma götürmez; elbette çağırmıştır ve ümmeti aracılığı ile bu çağrı devam etmektedir.
Bu konuda açıklama gerektiren iki husus vardır:
1. Bu çağrı tek seçenekli midir? Yani "ya Müslüman olursunuz veya sizinle savaşırım, yenersem bana tâbi olarak (farklı bir statüde) yaşarsınız" şeklinde bir çağrı mıdır, yoksa bu iki seçenek dışında da seçenekler var mıdır?
2. Bu çağrı tek şekil, tek yöntem ve tek sıralamaya mı tâbidir, yoksa asıl amacın gerektireceği başka şekiller ve sıralamalar var mıdır?
Daha önceki yazılarımda, İslam ülkeleri dışında gayr-müslimlerin de ülkeleri olabileceğini, bu ülkelerle Müslümanların tarafsızlık veya barış antlaşmaları çerçevesinde de var olabileceklerini, hem de İslam ülkesi içinde, Müslüman olmayı kabul etmeyen gayr-i müslimlerin, temel insan haklarından yararlanarak yaşabileceklerini örnekleriyle açıklamıştık.
Asırlarca önce İslam'ın, Müslüman olmayanlara hem dünyada, hem de kendi ülkesi içinde hayat hakkı ve diğer insan haklarını tanıması unutulmaması gereken bir özelliktir.
Bütün insanların hak dine iman etmeleri, hidayete kavuşmaları istenir olmakla beraber hiç gerçekleşmemiştir ve gerçekleşmeyecektir. Hak dine iman edenler, etmeyenlerle aynı dünyada ve aynı ülkede hayatı paylaşacaklardır. Müslümanlar, diğer din ve inanç sahipleriyle arkadaş, komşu, ortak, vatandaş, bazılarıyla dünür ve hısım... olacaklardır. Müslümanın vazifesi insanları zorla Müslüman etmek de değildir, Müslüman olmayanlara düşmanca, haksız ve kaba davranmak da değildir.
Bizimle dinimiz yüzünden savaşmayan, bizim topraklarımıza göz dikip elimizden almak için silaha sarılmayan gayr-i Müslimlere iyilik (birr) ve adalet (kıst) çerçevesinde davranmamız  Kur'an buyruğudur (Mümtehine: 60/8-9).
Eğer onların da hidayete kavuşmalarını istiyorsak buna yardımcı olabilmek için muhataplara göre uygulanacak, insan sayısınca usul, üslub ve davranış biçimi vardır. Bunların da başında "kendimizin iyi birer Müslüman olmamız, İslam'ı ahlak ve davranışlarımızla yansıtmamız" gelir.
Adı ve iddiası Müslüman, ahlak ve davranışı -Müslüman olmayanlardan- kötü olan sözde Müslümanların İslam'a verdikleri zarar, bazen ötekilerin verdikleri zarardan daha büyük olabilir ve hidayetin (davetin, çağrının) önünde en önemli engeli teşkil edebilir.
Müslüman olmayanlara düşmanlık etme düşüncesinde olanlar  ilk önce kendi müslümanlıklarını sorgulamalıdır.
Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN

 

 

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)