NurDergi

You are here: Ana Sayfa HZ. MUHAMMED Nur ve saadet müjdesi son peygamber..

Nur ve saadet müjdesi son peygamber..

e-Posta Yazdır PDF

Mevlid-i Şerifler, insanlara kurtuluş vesilesi olan son peygamberi anlatıyor. Özellikle Süleyman Çelebi’nin mevlid-i çok mükemmel. Sanki o anları görmüş, yaşamış gibi kaleme almış...

Peygamberimiz (s.a.) için yazılmış nesir ve şiirleri içinde bence en güzeli Süleyman Çelebi'nin mevlididir (asıl adı vesîletü'n-necât: Kurtuluş vesilesi). Bir beytinde şöyle diyor.
"Doğdu ol sâatte ol sultân-ı dîn
Nûra ğarkoldu semâvâtu zemîn"

"Doğum vakti gelince O dünyaya geldi, O dünyaya gelince yer ve gökler nur ile doldu".
İnsanların aklı her şeye ermiyor. Bilim madde ötesini görmüyor. İnsan maddeden ibaret değil, onun bir geldiği yer, bir de gideceği yer var; bilim bu konuda hiçbir şey söyleyemiyor, "Ben bilmem, benim alanımın dışında" diyor.
İnsanı bütünüye (ruh ve madde) olarak açıklamak, nereden gelip nereye gittiğimizi, bu dünya durağında asıl işimizin ne olduğunu bize anlatacak tek kaynak Allah. O'nunla insanlar arasında iletişim aracı olan tek vasıta da Peygamber. Eğer -daha önce gelip geçenler gibi bir peygamber olan, onların yaptıklarını tamamlama vazifesi almış bulunan- Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.) gelmemiş olsaydı, aklın ve bilimin aydınlatamadığı alanda insanlar karanlık içinde kalacaklar ve tarih boyunca örneklerini gördüğümüz hurafeler içinde bocalayıp bedbaht olacaklardı.
Yarasalar gibi ışıktan hoşlanmayanlar, işlerini karanlıkta görenler dışında kalan bütün insanlar için O'nun doğumu, bir nurdur; ışıktır, rehberdir, aydınlanma ve mutluluk müjdesidir.
Evet aynı zamanda mutluluk müjdesidir.
Çünkü insanın yalnızca bedene ait ihtiyaçlarını tatmin ederek mutlu, huzurlu ve dirençli olması mümkün değildir; bunun mümkün olmadığını, modernitenin krizinde müşahede ediyoruz. Ahlakın dine ihtiyacı var. San'at ise dinsiz olduğunda san'atkârı bunalıma sokabiliyor, intihara kadar götürebiliyor.
Son Peygamber insanlığa öyle bir hayat programı sunuyor ki, uygulandığı zaman yalnız 'O'na inananlar değil, inanmayanlar da -dünya hayatında- onun rahmetinden istifade ediyorlar.
İnananlar iki cihanda mutlu olmanın yolunu ve yöntemini, Eşsiz Örneğin rehberliğinde öğreniyorlar. Kendi iradelerini doğru kullanarak bu örnekliğe uyanlar, dünya hayatında, hiçbir hadise karşısında yıkılmıyor; En Büyük, En Yüce, En Güçlü, En Merhametli ve mutlak hikmet Sahibi'nin yanlarında olduğu inancı, düşüncesi ve şuuru içinde ayakta kalıyor, hatta mutlu oluyorlar.
Peygamberimiz (s.a.) dünya saadetine vesile olduğu gibi ahirettede inananlar için ebedi saadet vesilesidir.
Rahmeten li'l-âlemîndir Muhammed Mustafa
Hem şefî'u'l-müznibîndir Muhammed Mustafa

Ahirette ise onlar için hazırlanmış olan mutluluk vesilelerini -bu dünyada- ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş, ne de insanlar hayal edebilmişlerdir.
Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN

 

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)