
Hicret, İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir. Hele peygamber efendimizin (asm) yatağına Hz. Ali'yi yatırıp göç etmesi önemli bir hadisedir. Peki efendimiz (asm) neden böyle yaptı?
Peygamber Efendimiz'in (asm) Mekke'den Medine'ye göç ederken, kendi yerine Hz. Ali (ra)'i yatağına yatırıp hicret etmesinin nedeni hep merak konusudur. Efendimiz, her işini vahiy ile düzenlerdi. Bu meselede yine vahiy sonucu uygulanmıştı.Vahiy meleği Cebrâil (a.s.) gelip hicret hazırlığında olan Peygamber Efendimize (asm) müşriklerin kendisi hakkında aldıkları kararını bildirdi ve başvuracağı tedbiri de şöyle açıkladı:
"Şimdiye kadar yattığın yatağında, bu gece yatma!"
Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), Hz. Ali (ra)'i çağırdı ve "Yatağımda bu gece yat uyu! Şu yeşil, geniş aba hırkamı da üzerine ört! Korkma! Sana hiç bir zarar erişmeyecektir." dedi.
Ayrıca Hz. Ali (ra)'e, kendisine teslim edilen emânetleri sahiplerine verinceye kadar da Mekke'de kalmasını emretti.
Mekkeliler, "Muhammedü'l-Emîn" lâkabını verdikleri Peygamber Efendimize (asm) son derece güvenirler ve en kıymetli eşyalarını, saklayamamaktan korktukları için ona teslim ederlerdi. Kureyş ileri gelenlerinin, hakkında ölüm kararı aldıkları sırada da kendilerinde emanet olarak bir çok kıymetli eşya vardı. Ama o, bu karara rağmen, emânetlerin sahiplerine verilmesini Hz. Ali (ra)'e emretmekle bir kere daha büyüklüğünü ve emânete sadakatını ortaya koyuyordu.
Peygamberimizin Evinin Kuşatılması
Plân gereği her kabileden seçilmiş eli kılıçlı iki yüze yakın müşrik, gecenin üçte biri geçince, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) evinin önünde toplandılar. İçlerinde Ebû Cehil, Ebû Leheb ve Ümeyye bin Halef gibi azılıları ve elebaşıları da vardı. Katiller, gecenin geçmesini, aydınlığın etrafı sarmasını ve Fahr-i Âlem'in evinden çıkmasını bekliyorlardı. Zira, âdetlerine göre, bir adamı evinin içinde katletmek korkaklığın en âdisi sayılırdı.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), eli kılıçlı katillerin Hâne-i Sâadetinin etrafını sardıkları sırada evinden çıktı. Yerden aldığı bir avuç toprağı başlarına attı ve "Yasîn Sûresi"nin ilk sekiz âyetini okudu. İçlerinden hiç biri onu görmedi çıkıp gitti.
Bir müddet sonra yanlarına bir hemşehrileri uğradı: "Burada ne bekleyip duruyorsunuz?" diye sordu. "Muhammed'i bekliyoruz." dediklerinde, "Muhammed, sizin başınıza toprak saçıp ve içinizden çıkıp gideli hayli vakit olmuş. Hele bir kere üstünüze başınıza bakınız." diyerek gözü dönmüş katillerle âdeta alay etti.
Birbirlerine baktılar. Üzerlerinin toz toprak içinde kalmış olduğunu gördüler. Şaşırıp kaldılar. Derhal Hane-i Sâadetin içerisine baktılar. İçerde birinin abaya sarınıp bürünerek yattığını görünce, "İşte, Muhammed yatıyor." diyerek beklemeye devam ettiler. Tâ ortalık ağarıncaya kadar.
Sabahleyin Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm) yerine Hz. Ali (ra)'in yataktan doğrulup kalktığını görünce, bütün bütün şaşırdılar ve "Vallahi, bize söylenen doğru imiş!.." dediler. Sonra da Hz. Ali (ra)'e, "Muhammed nerede?" diye sordular. Hz. Ali (ra), "Bilmem." deyince, hayrette kalıp ne yapacaklarını şaşırdılar.
Cenâb-ı Hak, bu münâsebetle indirdiği âyet-i celîlede şöyle buyurdu:
"Hani kâfirler, bir zaman seni yakalamak, öldürmek ve yurdundan çıkarmak için bir tuzak kurmaya kalkmışlardı. Onlar tuzak kurar, Allah da tuzaklarını başlarına geçirir. Allah, hileyi hile ile cezalandıranların en hayırlısıdır." (Enfâl, 8/30)
Peygamber efendimiz (asm), her halinde ve davranışında işte böyle vahiyle hareket ederdi.
O'nun her hali vahiyle belirleniyordu..
Salil SURUÇ








