NurDergi

Buradasiniz: Ana Sayfa BEDİÜZZAMAN İlmin türleri ve Bediüzzaman

İlmin türleri ve Bediüzzaman

e-Posta Yazdır PDF

Kaç çeşit ilim vardır? Bu ilimlerin özellikleri nedir? Bediüzzaman Said Nursi'nin ilmi seviyesi nedir? Üstad Bediüzzaman hangi ilimlere sahipti?

Kesbî ve vehbî ilme mazhar olan Bediüzzaman, başta ferdin, âilenin, toplumun; İslâm, Hıristiyan âlemi ve insanlığın bütün hastalıklarını teşhis etmiş, problemlerine çareler üretmiş dünya çapında bir âlim, bir mütefekkirdir.
Kesbî ve vehbî ilim ne demektir? İnsanoğlunun ilim denizinden aldığı bilgi iki türlüdür: Kesbî ve vehbî.
1- Kesbî: Allah’ın tabiata koyduğu “kevnî kanunlar” çerçevesinde çalışarak elde edilebilecek “ilme’l-yakîn” (ilim seviyesinde) ve “aynel-yakîn” (müşahede-gözlem seviyesinde) kesin bilgidir.
2- Vehbî: Bâzı mânevî özelliklere hâiz kişilere, özel olarak hibe edilen ve “ilm-i ledün” denen gizli, bâtınî, gaybî/metafizik bir bilgidir. Bu mertebe “hakka’l-yakîn”, yani kalb-sezgi, vicdan ve kanaat-i katiye seviyesinde kesin bilgidir.
Ledün ilmi, mâneviyât sahiplerinden “hakka’l-yakîn” mertebesine çıkanlara ihsan edilebilir.
Ledün ilminin hakikati, Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde, Hz. Mûsâ ve Hz. Hızır’ın (as) mâceraları nakledilirken dikkate sunulur. İsmini de 65. âyette geçen “ledün” kelimesinden alır. Âyette geçen “Rabbin istedi ki” tâbiri, “ledün” ilminin püf noktasıdır ve Onun, sırlarını istediklerine açacağına işâretlerden biri olmalıdır.
Risâle-i Nur’un, kesbî ilmin yanında vehbî ilmin de mahsulü olduğunu, Prof. Dr. İbrahim Ebu-Rabi “Sadece akılcı bir tarz ile yazılmamış, İlâhî bir ilhâmın kokusu da alınıyor. Risâlelerin bu tarz yazılış biçimi, sadece Bediüzzaman’da görülüyor” sözleriyle ifade ediyor.
Neden iman, ibadet, ahlâk, ictimâî ve siyasî meselelerde ve hizmette takip edeceğimiz stratejide ısrarla Risâle-i Nur’a müracaat ediyoruz ve etmeliyiz?
Çünkü, Kur’ânî ve Peygamberî/Nebevî ölçüleri herhangi bir ilâhiyatçıdan değil; din ve mânevî ilimlerde uzman ve otoriteden almamız gerekiyor. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin günümüz ictimâî ve siyâsî stratejisini gazeteci, köşe yazarı, makine mühendisi veya politikacı değil; İslâmî ilimlerde ihtisas sahibi olan çizebilir. Öyle değil mi?
Evet, Risâle-i Nur’dan almalıyız. Zira, Kur’ânî ve Peygamberî ölçüleri ve Asr-ı Saadet modelini günümüze taşıyor. Bunu yaparken, sadece iddia, dâvâ ile yetinmiyor; ispat ve izah ediyor; aklımızı, kalbimizi, vicdanımızı, sâir lâtife ve duygularımızı tatmin ediyor.
Öte yandan, yazılan Sözler (risâleler) tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır. Marifet değil, şehadettir, şuhuddur. Taklit değil, tahkiktir. İltizam değil, iz’andır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır. (Yani, Risâle-i Nur’un nazara verdiği Kur’ân’ın istediği iman; sadece “inandım” sözünden ibaret değil. Tahayyül, tasavvur, taakkul, tasdik, iz’an, iltizamdan geçerek sentezlenir. İman, kuru bilgi değil, gözlem ve tecrübeye dayalıdır. Sonra o hakikate taraf olunur, bir anlayış ve kavrayışa ulaşılır. Ve kesinleşir, itikad, iman olur.)
Bediüzzaman, yalnızca “Açız, yemek yemeliyiz; hastayız, tedavi olmalıyız” demekle iktifa etmez; yemek malzemelerinin nereden elde edilebileceğinin, hatta nasıl üretileceğinin formüllerini verir. Ardından yemek yapmasını öğretir. Büyük bir eczane olan dünyayı bir kimya laboratuvarı, bir hastane gibi değerlendirip hastalıkları teşhis eder; ilâçları hazırlar, kimyevî formüllerini verir ve reçeteyi yazar.
Ali FERŞADOĞLU

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

(Bakara-186.)

HADİS-İ ŞERİF

Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"

(Ebu Davud)

RİSALE-İ NUR

Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.
(Mektubat)

GÜZEL SÖZLER

“Senin bana Rab oluşun iftiharım olarak yeter, benim  Sana kul oluşum şeref olarak da bana yeter. 
Sen tam benim sevdiğim bir Allah’sın, Sen de beni sevdiğin gibi bir kul eyle.”

(Hz.Ali ra.)

Mübarek Mevlid Gecenizi
Tebrik Eder,
Tüm İslam Alemine
Hayırlar Getirmesini
Cenab-ı Hak'tan Niyaz Ederiz.
NurDergi

MELEKLERE İMAN