
Hayvanlar alemini gözlemlediğimizde hayvanlar ve insanlar aralarında benzerlikler görürüz. Bazı insanlar tilki gibi kurnazdır. Bazıları çakal gibi sinsi…
Bazıları akbaba gibi mezar soyuculuğu yapar. Bazıları kene gibi, sülük gibi, bit ve pire gibi başka insanların alın terleri ile, göz nurları ile, emekleri ile beslenirler.Hayvanların aleminde öğreneceğimiz o kadar ibret dolu olaylar var ki... Aslanı ve ceylanı düşünün. İkisi de koşuyor. İkisi de canını dişine takmış koşuyor. Anne aslan ceylanı yakalayamazsa yuvasında bekleyen yavrularının ve kendisinin yaşaması için gerekli olan besini, gıdayı, rızkı temin edemeyecek. Anne ceylan ise anne aslandan kurtulamaz ise hem kendi canından olacak, hem de yuvasında bekleyen yavrusu korumasız kalıp kısa süre içinde başka bir et obur hayvana yem olacak. Ölümüne bir koşu...
Fareler böceklerle besleniyor. Yılanlar farelerle ve kurbağalarla besleniyor. Şahinler ve kartallar yılanları avlıyor. Sular yükselince karıncalar ve böcekler balıklara yem olur. Sular çekildikten sonra ise sahilde kalan balıkları karıncalar ve böcekler yer. Bit, kene, pire, sülük gibi kan emici küçük yaratıklar ise kendilerinden çok yetenekli, çok büyük ve güçlü hayvanların kanlarını emerek hayatlarını sürdürürler. Timsahların dişlerinin arasındaki artıkları bazı kuşlar yemek suretiyle timsahlara diş fırçası, diş macunu, kürdan görevi yaparlar. Timsah da bu hizmete nankörlük etmez ve ağız bakımını yapan bu küçük kanatlılara dişleri ve çeneleri ile herhangi bir zarar vermez.
Doğada leş haline gelmiş, yani kokuşmaya ve bozulmaya başlamış hayvan ölülerini dahi “temizleyen bir mekanizma” yaratılmıştır. bunlar ormanların “Sıhhiye Memurlarıdır”: Ekip başı yırtıcı pençelere sahip Kartaldır. Akbabalar başkan yardımcılığını bugüne kadar kaptırmadılar. Kurtlar, Çakallar, Sırtlanlar daima ekibin değişmez üyeleri olarak görevini en iyi şekilde yerine getirirler. Geriye kalan diğer orman sakinleri de bu “temizlik operasyonunda” ortalığı süpürmek ve temizlemekle görevli memurlardır.
Bu genel temizleme işlemi sadece yeryüzü ile de sınırlı olmayıp galaksilerde de aynı temizleme fiilinin olduğunu astrofizikçiler ifade etmektedirler. Ölen ve parçalanan yıldızların toz ve gaz bulutlarıyla yeni doğan yıldızlar bir tarafta beslenirken, diğer yönüyle de galaksideki fizikçilerin tabiriyle ;“Halı Süpürme” olayı ile genel bir temizlik yapılarak kirliliğin, nezafetsizliğin önü alınmaktadır.
Bazı insanlar tilki gibi kurnazdır. Bazıları çakal gibi sinsi… Bazıları akbaba gibi mezar soyuculuğu yapar. Bazıları kene gibi, sülük gibi, bit ve pire gibi başka insanların alın terleri ile, göz nurları ile, emekleri ile beslenirler. Aslan gibi insanlar vardır; etraflarında hakimiyeti sağlamışlardır. Kartal gibi olanlar vardır; mağrur ve güçlüdürler, avlarını kaçırmazlar, hedeflerine kesinlikle ulaşırlar. Şahinler vardır, tam bir uçan avcıdır ve kartallardan pek eksik kalmazlar. Yılanlar vardır, ne zaman nasıl sokacakları belli olmaz. Karıncaların yenmeleri için karınca yiyen bile yaratılmıştır Yüce Yaradan tarafından. Milletin sırtından, fakirin emeğinden geçinip de öksüz, dul ve yetim hakkı yiyenler bana daima keneleri, bitleri, parazitleri, sülükleri çağrıştırmıştır.
Bir de bilimin yeni keşfettiği asalaklar vardır; bizimle ya da hayvanlarla iç içe yaşarlar. Köpeklere sadık dostlar deriz. Güvercinleri barış ve haberci elçiler olarak tanırız. Arıların organize bir şekilde, birlik ve beraberlik içerisinde hep beraber aynı hedefe yönelerek bal yapmalarına şaşırırız. Kuşların solucanlarla beslenmelerini izleriz.
Amerikalıların daha önce askeri üs olarak kullandıkları bir askeri tesiste bataklık kurutulunca bölgeyi yılanlar ve kurbağalar sarmıştı. Çünkü bataklıktaki kurbağalarla beslenen yılanlar aç kalmış ve kendilerine besin aramak üzere sağa sola saldırmaya başlamışlar, kurbağalar da yaşadıkları doğal ortam bozuldu diye kendilerine başka uygun ortam aramaya başlamışlardı.
Bilinçli yerleşim yerlerinde küçük havuzlar yapılır. Çünkü sivrisinekler su ortamını severler ve yumurtalarını da buraya bırakırlar. Kurbağalar da sivrisinek ve diğer başka böceklerin yumurtaları ile beslenerek hayatlarını sürdürürler, böylece kurbağalar böceklenmeye ve sinek hücumlarına karşı hazır kıta vazifesi yaparlar.
“Bütün bu silip süpürme ve temizleme fiilini bizim için yapan bir Kudret eli, üzerinde yaşadığımız dünya evimizi şayet temizlemeseydi yeryüzünde her sene ölüm ve hayatın değişmeleri ve döğüşmeleri yüzünden, yüz binler hayvânat milletlerinin cenazeleri ve iki yüz bin tür bitkilerin enkazları, karaların ve denizlerin yüzlerini fevkalâde öyle kirleteceklerdi ki, insanlar, o yüzleri değil sevmek, âşık olmak, belki öyle çirkinlikten nefret edip ölüme ve yokluğa kaçacaklardı.”
Demek ki, dünya misafirhanesinde pek nazik ve nazeninane bir şekilde ağırlanmaktayız.
Recai ALBAY








