
Hased edenler kendilerini mahvediyor..
Fudayl bin İyaz, “Mü'min gıpta eder, münafık haset eder.” buyurur. Bu söz bizim için hem güzel bir ölçü, hem de büyük bir tehdit içerir.

Fudayl bin İyaz, “Mü'min gıpta eder, münafık haset eder.” buyurur. Bu söz bizim için hem güzel bir ölçü, hem de büyük bir tehdit içerir.

Bugünkü adıyla büyü, geçmişteki adıyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazı kesimlerde halen baskısını sürdürmektedir. Halen sihirden medet umanlar vardır.

Çok sayıda insanın sıkıntı çektiği bir meseledir bu. Kimileri karısından kimileride kocasından bilir problemi. Böylece tartışmalar devam eder gider. Hele birde kışkırtılırsa...

Hastalıklar ve musibetler insana ölümü istetebiliyor. Eğer bunların Cenab-ı Hak'ın iradesi ve izni ile olduğunu idrak edip sabredebilirsek, ızdıraplarımız kazanca dönüşüyor.

İnsanın ellerini semaya açıp "Ya Rabbi" diyebilmesi çok önemli bir meseledir. İnsanların çoğu bunu yapamaz. Bunu yapabilmek, güçlü bir iman ve aczini bilmekle olur..

Kur'ân'da, imandan sonra hemen emredilen bir ibadettir namaz. Bir insan iman edip Müslüman olduktan sonra namazla yükümlü ve beş vakit namazı kılmakla sorumludur.

Ölmek mi, yoksa yaşamak mı hayırlı? Zor durumda kalan insanların karar veremediği bir meseledir bu. Çaresizlik insanlarda ölmeye olan isteği arttırıyor.

Cuma namazı ile ilgili merak edilenler oldukça fazladır. Kimler Cuma namazı kılabilir? Nerelerde kılınır? Cuma namazına engel haller nelerdir? Kılınmazsa olurmu? gibi..

Yaptığımız duaların kaderimize ne derece etkisi olduğu her zaman merak konusudur. İşte size kadere tesir eden bir dua hikayesi..

Bu hususta Kur'an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:
Sayfa 4 / 6
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. O sayılı günler, Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. (Bakara:183-185)
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri Ahirette Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir." "Cennette "Reyyan" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan başka hiç bir kimse giremez."
İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, bir şükr-ü mânevîye mazhar olur. (Mektubat)
