You are here: Ana Sayfa İLAHİYAT Hayattaki babanın dağıttığı mal miras sayılır mı?

Hayattaki babanın dağıttığı mal miras sayılır mı?

e-Posta Yazdır PDF

Miras meselesi özellekle günümüz insanının önemli problemlerinden birisi. Bunun nedenide miras konusunda yeterince bilgi sahibi olmamaktan kaynaklanıyor.

Soru: Babamız oğullarına daire ve işyeri vererek biz kızlarından ayrı bir bağışta bulundu. Biz de babamızın bu bağışına itiraz ettik, Bize de bu meskenlerden hisse vermen gerekirdi, biz de mirasçıyız. dedik.
Babamız, Ben ölünce kalan mülklerimden miras payınızı alırsınız dedi. Biz de, oğullarına bağışladığı mesken ile işyerinin değerli olduğunu söyleyerek buralardan hisse vermesinde ısrar edince kızarak, Ben oğlan çocuklarımın aile geçindireceklerini düşünerek oturacakları ev ile çalışacakları işyerini hazırlamayı babalık görevi olarak biliyorum. Yaptığım bu bağışlarda bir miras paylaşımı yoktur. Malımdan gerekli gördüklerimi münasip bulduklarıma verme hakkımı kullanma olayıdır bu. Miras, ölümden sonra paylaşılır, yaşayanın mirası olmaz. Sabırla ölümümü bekleyin. deyip bizi susturdu. Biz de konuyu size sormak istedik. Babamızın bize sormadan yaptığı bu bağış meşru mudur? Biz kocadaki kızlarından mal kaçırma sayılmaz mı bu tür hibeler? Biz de bu babanın mirasçı evladı değil miyiz?
Cevap: Önce bir temel yanlışı düzeltmek isterim. Konunun yanlış anlaşılmaması için bu düzeltmeye ihtiyaç vardır. Bir kere, evlatları, yaşayan babanın malındaki tasarruflarına karşı çıkarak hemen miras talebinde bulunamazlar. Çünkü miras, ölmüş kimsenin malında söz konusu olur. Yaşayan babanın yanında mirastan söz edilmez... Mal sahibi, malında istediği şekilde tasarruf hakkına sahiptir. Bu hakkını hiçbir mirasçı elinden alamaz. Kime neyi münasip görürse onu verebilir. İhtiyaç görürse önce yanında bulunan oğullarına, yüklendikleri aile sorumluluklarını düşünerek hibede bulunabilir. Bunu gören diğer yakınları müdahalede bulunamazlar. Sadece, ihtiyaçları varsa, peşinen nafaka isteyebilirler. Durumu müsaitse baba da yoksul yakınlarına peşinen nafaka ödemekle yükümlü olur. Şayet mirasçılar nafakaya muhtaç halde yaşıyorlarsa tabii...
Kaldı ki, böylesine bir yoksulluk içinde olan yakınlarına normal ana baba da ilgisiz kalamaz. Hatta kendi yemez yedirir, içmez içirir. Yaratılıştaki şefkat hissi yoksul yakınlarının sıkıntılarına seyirci kalma duyarsızlığı vermez. Demek ki miras, öldükten sonra söz konusu edilir, yaşarken muhtaçlarsa ancak nafaka talebinde bulunabilirler. Bunu böylece tespit ettikten sonra konunun eksik anlaşılmaması için şu hatırlatmayı da yapmalıyız burada. Buna rağmen, mal sahibi babanın malında tasarruf hakkı olan bu tür serbest bağışlarında açık bir adaletsizlik görülüyor da, ihtiyaç sahibi diğer mirasçılardan mal kaçırıyormuş gibi bir durum açıkça belli oluyorsa, adil olması için ikazda bulunulur. Zayıfları görmezlikten gelip kuvvetlileri kayırma adaletsizliğinde bulunmaması hatırlatılır. Nitekimçocukları içinde zayıflarını ihmal eden bir babaya ikazda bulunan Efendimiz, "Çocuklarınız arasında adaletli davranın!" hatırlatmasında bulunmuştur. Bu sebeple mal sahibinin zayıf yakınlarını özel hibelerle kalkındırması adaletsizlik değildir. Belki adaletin gereğidir, zor durumda olanları ayrı bağışlarla düzlüğe çıkarmaya çalışmak.. Bütün bunlara rağmen mal sahibi dilerse hayatta iken de münasip gördüğü şekilde miras paylaşımı yapabilir. Ama dilerse yapar. Dilemezse meşhur söz ikazını hep sürdürecektir: Ölüm hak, miras helaldir. Hırs göstermeyin!
Ahmet ŞAHİN
 

 

 
  • AYET MEALİ

  • HADİS

  • RİSALE-İ NUR

Onlara,
“İnsanların inandıkları gibi
siz de inanın” denildiğinde ise,
“Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.
İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

(Bakara-13)

 

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki:
"Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki,
bu ümmetten her kim
-Yahudi olsun, Hristiyan olsun -
beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır"
(Müslim, İman 240)

Evet, Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.

CEVŞEN'DEN DUA..


pow3rz crew PIC Devreler PIC Devreler ankara caddesi haber