
Yaptığımız duaların kaderimize ne derece etkisi olduğu her zaman merak konusudur. İşte size kadere tesir eden bir dua hikayesi..
Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar.
Ancak evin bitişiğinde, Müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır. Hepsi de günlerdir açtırlar. Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, 'ateş' ister. Ancak maksadı başkadır.
“Belki yemek verirler” diye gitmiştir. Adam, kadının niyetini anlasa da, bir şey vermez.
Kadıncağız, ertesi gün bir daha gidip 'ateş' ister. Yine eli boş döner.
Üçüncü gün yine öyle.
Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına. Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler.
Yetimcik, annesine yalvarıyor:
- Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer bir şey verirler.
Kadın ağlamaklıdır:
- Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum gitmeye..
Adam kadınla çocukları arasında geçen bu konuşmayı duyar. Kalbi sızlar.
Hemen yukarı çıkıp güzel bir sofra hazırlatır ve gönderir evlerine.
Ve ardından dehlize inip, tekrar dinler anneyle çocukların konuşmalarını..
Yetimlerin en küçüğü dua ediyor:
- Ya Rabbi! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu îmanla şereflendir!
Ardından da,
- Âmiiiin! sesleri yükselir.
O anda, kalbi döner ateşperestin. Ve şahadet getirip îmanla şereflenir.
Dua neticesinde, ateşperestin kaderi değişmiş ve artık o bir Müslüman olmuştur.
O günden sonra komşusu dulkadın ile küçük yavrularını himayesine alıp ihtiyaçlarını giderir.
Bu hikaye, Sadakanın nasıl belâyı def ettiğini, duânın kaderi nasıl etkilediğini göstermektedir bizlere..
Öyleyse, bizlerde her daim duayla Rabb’imize iltica etmeli, her işimizde ve her müşkülümüzde, ona yalvarmalı, ondan istemeliyiz..
Recai ALBAY








