NurDergi

Buradasiniz: Ana Sayfa İLAHİYAT Ne zamana kadar tövbe edeceğiz?

Ne zamana kadar tövbe edeceğiz?

e-Posta Yazdır PDF

Günlük hayatımızı sürçmelere, günahlara düşmeden sürdürmek istiyoruz. Hatta günahsız, tertemiz bir hayat yaşamayı, yaratılış gayemiz, varlık sebebimiz olarak biliyoruz.
Buna rağmen sürçme ve hatalardan yine de kurtulamıyor, vicdan azabı çektiren yanlışlara yine de maruz kalıyoruz. Bu durumda dönüş için başvuracağımız tek çare kalıyor geriye. Bağımlı hale gelmeden yapacağımız tövbe, istiğfarlarımız... Ancak, bu defa da şu soru akla geliyor:
- Ne zamana kadar bu tövbe, istiğfar?
Evet, bugünün tekrar edilen sorusu bu: Ne zamana kadar bu tövbe, istiğfar?..
Aslında bu soru bu günün sorusu da değildir. Ta zaman-ı saadette sorulmuş, halen de sorulmaya devam edilmektedir. Demek ki insanın yapısında yok edilemeyen sürçmelerin sebep olduğu sorudur bu. Nitekim bir grup insan İmam-ı Ali Efendimize gelip bu soruyu sormuşlar. Demişler ki:
- Ya İmam, bütün dikkat ve titizliğimize rağmen yine de bazen günahlara maruz kalıyoruz. Ne yapmalıyız böyle gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı sürçmelerde?..
Tereddütsüz cevap vermiş:
- Tövbe edin, pişmanlık duyun, vicdan azabı çekin, gözyaşı dökün!.
- Yine hata ediyoruz, yine sürçmelere maruz kalıyoruz, demişler. O da cevabını tekrarlamış:
- Yine tövbe edin, pişmanlık duyun, vicdan azabı çekin, gözyaşı dökün!.
Sorularına devam etmişler:
- Ne zamana kadar bu tövbe, istiğfar ya İmam?
Hazreti İmam da son noktayı koymuş:
- Tövbe ettiğiniz günahları terk edinceye kadar!.
Evet, ümitsizliğe kapılmak, pes etmek yoktur bizim lügatimizde. Hata ve sürçmeleri terk edinceye kadar devam edeceğiz tövbe, istiğfarımıza. Başka çaremiz de yoktur zaten.
Ancak hemen ifade edelim ki, böyle anlarımızda şeytan derhal sinsi telkinini yapar ve der ki:
- Hem böylesine günahlara, sürçmelere düşeceksin, tövbe, istiğfarında sebat edemeyeceksin, hem de kendini samimi bir Müslüman ve hizmet insanı bileceksin. Olmaz böyle şey...
- Öyleyse ne yapmalı?
- Ne yapacaksın, vazgeç bu tövbe, istiğfardan. Bu hayat sana göre değil. Hayatını yaşa, ileride dönüş yapar, tövbe, istiğfar edersin. Biraz ara ver hizmet ve himmetine...
Böyle duygu ve düşüncelerin hayale hücum ettiği anlarda:
-Aman dikkat, diyorum. Ayağınız kaymak üzeredir, aman dikkat!
Bu türlü düşüncelerin kafanızda belirdiği anlarda hemen terazinizi alıp bu düşünceleri tartın.
Rahmani bir ilham mı, yoksa şeytani bir telkin mi bunlar, hemen tespit edin!
Şayet sizi dinî hayattan, İslami hizmetten soğutmaya sebep oluyorsa, bilin ki şeytani bir telkindir bu. Eğer Rahmani bir ilham olsaydı diyecektiniz ki: Benim hata ve sürçmelerim çok, öyle ise tövbe, istiğfarım da, hizmet ve himmetim de çok olmalıdır. Çünkü bunca hataları, sürçmeleri ancak bunca hizmet ve ibadetlerimle affettirebilirim. Yoksa büsbütün dinî hayattan çekilip tövbe, istiğfardan uzaklaşarak kambur üstüne kambur yüklenmekle değil...
Nitekim savaşlarda hep en ön safta çarpışan Ebu Cehil'in oğlu Hz. İkrime'ye, "Neden herkesten önde kendini tehlikeye atıyorsun. Sen de herkes gibi arka saflarda dursan ya!" denilince şöyle cevap vermiş:
- Ben herkes gibi değilim. Benim günahlarım herkesten çok. Öyle ise sevap ve hizmetlerim de herkesten çok olmalı ki, bunca günah ve sürçmelerimi bunca hizmet ve sevaplarla silip yok edeyim.
Demek ki hata ve sürçmelerden sonra ümitsizliğe kapılıp geriye çekilmek değil, aksine daha ileriye atılmak, daha çok himmet ve hizmete yönelmek gerekiyor ki, hatalarımızı, çoğalttığımız sevaplarımızla silelim.
Yoksa çekilme, ümitsizlik, şeytani bir telkin olan kambur üstüne kambur yüklenmekten başka bir manaya gelmemektedir...
Ahmet ŞAHİN

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

(Bakara-186.)

HADİS-İ ŞERİF

Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"

(Ebu Davud)

RİSALE-İ NUR

Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.
(Mektubat)

GÜZEL SÖZLER

“Senin bana Rab oluşun iftiharım olarak yeter, benim  Sana kul oluşum şeref olarak da bana yeter. 
Sen tam benim sevdiğim bir Allah’sın, Sen de beni sevdiğin gibi bir kul eyle.”

(Hz.Ali ra.)

Mübarek Mevlid Gecenizi
Tebrik Eder,
Tüm İslam Alemine
Hayırlar Getirmesini
Cenab-ı Hak'tan Niyaz Ederiz.
NurDergi

MELEKLERE İMAN