
Her doğru her yerde söylenmez. Tepkiye sebep olacak doğru bazen eğri sonuçlara sebep olur. Her söylediğin doğru olmalı, ama her doğruyu her yerde söyleme..
Bir okuyucum, dışarıdan seyrettiği bir konuşmada bir tarafın hiddet ve şiddetine bakınca, bana bir zarar verebilirler, diyerek kanaatini söylemekten çekinmiş, sonra da, yanliş mı yaptım acaba, gelecek zararı göze alarak bildiğim doğruyu söylemeli miydim, diye tereddüde düşüp sormuş:
-Ne dersiniz, gelmesi muhtemel zararları göze alarak bildiğim doğruyu mutlaka söylemeli miydim, orada? diye.
Çok boyutları olan bu konuda bir hadis bize şöyle bir hatırlatmada bulunuyor:
-"Ya hayır söyle, ya da sükût eyle!" Yani söyleyecegin dogru hayra vesile olacaksa hemen dogruyu söyle. Şayet hayra sebep olmayacak da zarar görmene vesile teskil edecekse sükût eyle, bir şer ve zararın gelmesine sebep olma.
Bu meseleyle ilgili söylenmiş önemli bir cümlede şöyle deniliyor. “Her söylediğin doğru olmalı, ama her doğruyu her yerde söyleme”
Konuya baştan bu anlayış içinde bakmak, böyle düşünmek mümkündür. Demek ki ne pahasına olursa olsun ben bu doğruyu burada mutlaka söylemeliyim diye atılmak biraz riskli bir sonuç getirebilir. Söylenecek doğrunun sonucunu düşünmekte fayda olsa gerektir.
-Nitekim adamin biri: "Nerede olursa olsun ben gördügüm dogruyu mutlaka söylerim, asla geri kalmam." diye iddiada bulunuyormuş. Kendisini ikaz etmişler:
- Her doğru her yerde söylenmez. Tepkiye sebep olacak doğru bazen eğri sonuçlara sebep olur, demişler. Ama dinlemiyormuş: "Ben sözümü dudaktan, gözümü de budaktan esirgemem, doğruyu gördüm mü hemen yapıştırırım." diye diretiyormuş.
Bir gün bir adamin sahide ihtiyaci olmus, hep dogruyu söylerim diyen adami mahkemeye götürüp kadi efendinin karsisina dikmis. Bizim dogrucu bakmis ki, kadi efendinin bir gözünde sargi var, gözünün biri görmüyor tek gözle bakiyor kendisine;
-Selamün Aleyküm kör kadi! deyip oturmus. Kadi da kizip, 'Atin su münasebetsiz herifi içeriye!' diyerek hapsi boylatmis. Hapishanede çevresini saran mahkûmlar israr etmisler,
- 'Hangi suçtan dolayi hapse atildin?' diye. O da omuzlarini silkerek cevap veriyormus:
- 'Ben suç falan islemedim, sadece dogruyu söyledim, Selamün Aleyküm kör kadi, dedim, o da beni hapse atti.' Mahkumlar gülüsmüsler:
"Efendi, demisler, her dogruyu her yerde söylemek dogru degildir. Iste böyle münasip olmayan yerde söyleyecegin bir dogru, münasip olan yerlerde söyleyecegin birçok dogrulara da mani olur, sahitlik bile yapamaz hale gelirsin! Keske o gereksiz dogruyu söylemesen de sahitligini yapsan, bir haksizligi önleseydin." temennisinde bulunmuslar.
Bundan dolayi, "her dogruyu her yerde söylemek dogru degildir!" diyen âlimlerimiz olmustur.
Imam-i Birgivi Tarikat Tekmile'sinde:
- Sana zarar verecek kişiyle karsılaşırrsan, zararından korunacak sekilde muhatap olman haram degil, belki müstehaptir, diyerek 'Insanlari idare ile emir olundum' hadisini hatirlatiyor.
Hafiz-i Sirazi'nin meshur sözünü de burada nakleden Birgivi söyle diyor:
- Akilli insan dostlarina ikram edip, düsmanlarini da idare edendir!
Su olayi da misal olarak zikretmektedir.
- Efendimiz'in (sas) kapisina gelen bir kisi içeriye girmek için izin istemisti de, gelenin kim oldugunu sorunca, falan asiretin adamidir, denmis: - O serli kimsedir buyursun gelsin! diyerek, güler yüzle karsilamisti. Çikip gittikten sonra sormuslardi:
- Hem asiretin serli adamidir buyurdunuz, hem de güler yüzle muhatap oldunuz? Buyurmustu ki:
- Insanlarin serlisi, serrinden korunmak için idare edilmelidir!
Demek ki, size zarar verecegini düsündügünüz kimselerle iyi münasebet içinde muhatap olup düsmanlik meydana getirecek sözlerden kaçinmakta isabet vardir. Bu ikiyüzlülük de degildir. Ille de iyi münasebeti yok edecek sözler söyleyerek arayi açmak gerekmez.
Imam-i Birgivi Hazretleri burada, "Aci da olsa hakki söyle" hadisini izah ederken diyor ki:
- Sayet sana ve baskasina bir zarar gelmeyecekse hakki söyle! Ama siddetli bir zarar gelecekse susup idare etmek günah degil, belki bazi yerlerde müstehap bile olabilir.
Birgivi Hazretleri, gelecek zarari anlatirken de misal vermekte ve görevinden seni uzaklastirmak yahut da bulundugun beldeden istemedigin bir beldeye sürmek gibi zararlara sebep olacak dogrulardan kaçinmak da caizdir, demektedir.
Ama bir zarar gelmeyecekse, sen sadece herkes beni sevsin, diye dogruyu söylemekten çekiniyorsan bu idare degil, müdahanedir. Günahtan baska bir sey degildir. Zaten bir insani herkesin sevmesi de hayra alamet degildir. Çünkü insanin mutlaka çekemeyenleri, begenmeyenleri, takdir etmeyenleri olacaktir.
Bir adami bütün insanlar methediyor, kimse aleyhinde olmuyorsa bilin ki o insan bir müdahanecidir, gelen agam giden pasam zihniyetinde biri olmali ki, herkese kirmizi boncuk dagitip kendinden memnun etmeye yönelmis. Inanmis insan böylesine bir müdahanecilige giremez. Büyük zarar gelmedikçe hakki söylemekten geri durmaz.
Sözün özü: Ya hayır söyle, yahut da sükut eyle..
Ahmet ŞAHİN








