
Bir yıldan fazladır darbe haberleriyle ve orduya ait gizli belgeleri yayınlamasıyla gündem oluşturan Taraf gazetesinin, darbecilerle işbirliği yaptığı kuşkusu oluşmaya başladı.
İster darbe günlükleri olsun, ister karakol baskını ve askere pusu yayınları olsun, ister ergenekon, ister kafes planı, isterse balyoz planı olsun.
Bu yayınlar isten gerçek olsun, ister yalan olsun, medyada büyük ölçüde yer alması, ülkemizde günden oluşturması, iktidar ve muhalefeti etkilemesi, bürokrat, işadamı, sendika ve sivil kuruluşları yönlendirmesi ve hatta terör örgütlerini dahi hareteke geçirmesi gösteriyor ki Taraf gazetesi önemli bir iş yapmaktadır.
Sanki amaçları "Türk ordusuna hakaret ederek ülkede tartışma, gerilim ve kaos ortamı oluşturmak" görüntüsü veren Taraf gazetesine, bu güne kadar yasal hiçbir işlem yapılmadığı gibi TSK içinde de adı geçen ordu mensupları hakkında hiçbir işlem yapılmadı.
Eğer bu yayınlar doğruysa, onlarca ordu mensubunun ister askeri olsun ister sivil olsun hakim karşısına çıkarılmaları, yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekirdi.
Yok eğer bu yayınlar yalan ve uydurmaysa, Taraf gazetesinin yöneticileri ve yazarları hakim karşısına çıkarılıp yargılanmalı, cezalandırılmalı ve gazete kapatılmalıydı.
Ne öyle nede böyle.
Hatta bir kısım belgelerin gerçek ve imzaların asıl olduğu belirlenmesine rağmen Genelkurmay Başkanı medya karşısına çıkarak yazılanları yalanlayıp masayı yumrukluyabiliyor.
Ve bir yıldan fazla süredir de bu böyle devam ediyor.
İşte bu noktadan itibaren kuşkular başlıyor..
Çok az sayıda General ve Albayın bilgisi dahilinde olan gizli belgeleri Taraf gazetesine kim neden veriyor.
Niye bu belgeler sadece Taraf gazetesine gönderiliyor.
Bu belgeleri gönderebilecek ordu mensuplarının tesbit edilmesi çok kolay olmasına rağmen neden bu güne kadar tesbit edilemiyor.
Bu belgelerde isimleri geçen ordu mensupları neden halen kritik görevlerine devam ediyorlar.
Ve daha yazabileceğimiz onlarca neden…
Bu güne kadar yapılan darbelerde hep bildik senaryolar uygulanmıştı. Ve de hep tutmuştu. Ancak eğitim seviyesi ile iletişimin çok geliştiği günümüzde bu senaryoların tutmayacağını anlamak için aptal olmamak yeterli.
Demek ki hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir senaryo oluşturulmalıydı.
Bu senaryo ile hem medya, hem siyaset, hem ekonomi, hem toplum etki altına alınmalıydı.
Farkına varmadan herkes bu senaryoda yerini almalı ve istenen şekilde hareket etmeliydi.
Hani bizde bir tabir vardır ya “Sağ gösterip, sol vurmak.” diye.
Acaba buda böyle bir şey mi?
Taraf gazetesi’nin kadrosunu incelediğinizde inanç, düşünce ve yaşam tarzının ordu mensuplarıyla çakıştığını görürsünüz.
Başta inanç ve siyaset olmak üzere çeşitli konularda sorular hazırlayıp Taraf personeli ile ordu personeline sorsanız, öyle sanıyorum ki alacağınız cevap aynıdır.
Darbelerin özellikle İslami gelişmeleri engellemek ve Müslüman halka zarar verip sindirmek için yapıldığını hatırlarsak, Taraf gazetesinin bu yayınlarının darbecileri tahrik etmek ve ellerine malzeme vermek için yaptığı düşünülebilir.
Bu güne kadar yapılan bütün darbelerde, darbecilerin gerekçelerini gazete haberlerine dayandırdığını unutmayalım.
Bir başka deyişle Taraf gazetesinin yayınlarında "Danışıklı dövüş" olma ihtimali çok yüksek..
Son birkaç yıllık gelişmeler ele alınıp geniş bir perspektiften değerlendirildiğinde aslında bütün olayların tek bir merkezden yönetildiği düşünülebilir.
Siyasi bir çatışma ortamı oluşuyor. Ardından buna bağlantılı olarak terör olayları meydana geliyor. Şehit olan asker cenazeleri yurdun değişik bölgelerine gidiyor. Taraf gazetesine gönderilen gizli belgeler ile askerin ihmali ve kastı olduğu iddia ediliyor. Günlerce Taraf gazetesinin haberleri medyada gündem oluşturuyor. Genelkurmay Başkanı yada temsilcisi medyanın karşısına çıkarak iddiaları reddediyor ve bunu askeri karalamaya yönelik faaliyet olduğunu sert bir dille söyleyerek “Sabrımızı taşırmasınlar” deyip masayı yumrukluyor. Günlerce medyada malzeme oluyor. Ne taraf gazetesine nede suçladıkları askeri personele birşey olmuyor. Nede bunları kullanarak siyaset yapanlara bir şey olmuyor. Bir zaman sonra unutulup gidiyor. Ardından bir daha aynı şeyler. Tekrar tekrar yaşanan benzer olaylar..
Aynı şeyleri defalarca yaşayan vatandaşımız artık bu konuları ciddiye almamakla birlikte, ordumuza ve onun subaylarına haksızlık yapıldığı görüşünü benimsemeye başlamış durumda. Siyaseten zaten bir kargaşa sürüp gidiyor. Meclisteki vekiller aynı ülkenin vatandaşlarını temsil eden vekilleri değilde düşman ülkelerin temsilcileri gibi sürekli tartışma halinde. Çözüm bekleyen sorunlar oldukça fazla. Medyamızda yayınlarıyla ülkemizde kargaşa ve kaos ortamı görüntüsü çiziyor. Zaten krizde bunalttı. Herkes kendi derdine düşmüş. Kimse kimseyle ilgilenmiyor.
Aslında darbe için önemli ölçüde zemin oluşturulmuş durumda.
İster istemez aklı selim sahibi insanlarımız bu durumun bir oyun olduğunu düşünmeden edemiyor.
Bu güne kadar darbelere çanak tutan ve yayınları ile zemin hazırlayan malum medya ise sessizce pusuda bekliyor. Herhalde son darbeyi yine onlar vurmak istiyor.
Demokrat ve İslami medya konumunda olan medyamızda Taraf’a taraf olmuş durumda.
Darbecilere hesap soralım, bir daha darbe yapılmasını önleyelim derken oyuna mı getiriliyorlar.
Henüz vakit varken, son birkaç yıllık gelişmeler dikkatle incelenip yeniden değerlendirilmeli..
Şu Taraf’ı da tarafsız olarak bir daha gözden geçirmeli…
Şerafettin SAĞLAMSOY
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir



