NurDergi

Buradasiniz: Ana Sayfa GÜNCEL Başörtülüleri tesettüre dâvet..

Başörtülüleri tesettüre dâvet..

e-Posta Yazdır PDF

Başörtüsü tesettürü simgelemesi nedeniyle çok önemli. İslam fıkhında açıkça tesettürün nasıl olacağı belirtilmesine rağmen, yeni nesil ölçüleri kendisine göre belirliyor.

En başta üniversiteler olmak üzere ‘kamusal alan’da uygulanan ‘başörtüsü yasağı’ beraberinde yeni tarz tesettür uygulamalarını da getirdi.
Kanunsuz yasağı savunanlar, başörtüsüne ‘siyasî simge’ diyerek karşı çıkıyorlar. “Sizin anlayışınıza göre ‘simge’ olmayan, ama ‘tesettür’ü temin eden bir ‘örtü şekli’ni ortaya koyun, o uygulansın” denildiğinde de ‘sağır sultan’ olmayı tercih ediyorlar.
İslâmın farz kıldığı ‘tesettür’ün ne olduğu âyet ve hadislerle 1400 yıl önce ortaya konulmuştur. Adı ve şekli ne olursa olsun, bir giyim tarzı ve bir ‘örtü’ gerçek anlamda ‘tesettür’ü temin etmiyorsa, onu savunmak mümkün değil.
Dolayısı ile “Türban mı, başörtüsü mü?” gibi bir tartışma mütedeyyin insanların gündemini meşgul etmez. Tartışmalar karşısında tavrımız; “İslâmın çizdiği ölçülere uyan tarza evet, uymayana ise hayır” şeklinde net ve açık olabilmelidir.
Hadisenin ‘yasakçılar’ nezdindeki yansıması bir yana, mütedeyyin insanların tartışması ve dikkat etmesi gereken noktalar da var.
Son yılların hastalığı haline gelen dünyevîleşme ve ‘inançlardaki aşınma’ sebebiyle çoğu yerde ‘örtü’nün gerçek anlamda ‘tesettür’ü temin etmediği görülüyor.
“Kötülükleri yaymamak için” tekrarlamaya gerek yok, ama tesettüre riâyet etmeyen ‘örtülüler’ her yerde var.
Hadisenin bu noktaya gelmesinde elbette hepimizin kabahati var. Maksadımız tesettüre riayet etmeyen ‘örtülüler’i kınamak değil. Çünkü bu problem hepimizin problemi ve hepimizi yaralıyor. Çare aramak ve bulmak mevkiinde olduğumuz için ‘örtülüler’i gerçek anlamdaki ‘tesettür’e çağırmalı ve dâvet etmeliyiz.
Başı örtülü bir kızımızın, kolu ve boynu açık olabilir mi? Olursa buna ‘tesettür’ denilebilir mi? Başı örtmek, her halde tesettürü ‘taçlandırmak’ anlamındadır. Bu bakımdan başörtülüleri tesettüre dâvet etmek anlamsız değil, aksine çok anlamlıdır. Çünkü onlar aynı zamanda ‘örnek’tir. Bu hallerini muhafaza edebilmeleri için ‘tam tesettür’e örnek olabilmeli ve öyle de kalabilmelidirler.
Havaların ısınmasıyla birlikte alışık olunmayan ‘örtülü’lere daha çok rastlanıyor. Elbette bizi üzen sadece ‘tesettüre uymayan örtülü hâl’ler değil. Buna ilâve olarak uygun olmayan ‘hal ve tavırlar’ da söz konusu.
Tekrarlayalım: Bu haller ne yazık ki evlerimize kadar sirayet etmiş durumda. Birilerini suçlamadan önce ‘kendimiz’e bakmamız gerektiğinin farkındayız ve bunu da yapmaya çalışıyoruz. En önce aile efradımızı ve camiamızı böyle yanlışlara düşmekten koruması için Allah’a duâcıyız, yalvarıyoruz.
Mütedeyyin camianın, sergilenen yanlışlar karşısındaki suskunluğunu ve vurdumduymazlığını da anlamakta zorlanıyoruz.
Nasıl olur ki, “Hiçbir ‘tehlike yok’muş gibi” davranılabilir?
Nerede milletin imanını kurtarmak için yola çıkan cengâverler, mücahidler, âlimler, fazıllar, hocalar, hacılar, müftüler?
Niçin imkân ve fırsat varken ve hastalık bünyenin her yerine sirâyet etmeden ‘müdahale’ edilmez?
İnanın, geçen ‘mütedeyyin’liğiyle ün yapmış bir ilçedeki bir dâvete katılmam icap etti. Salona giderken nerede olduğumu şaşırdım... “Müslüman Türkiye”de ‘şaşırmak’ istemiyoruz.
Allah’ım, bizi “sırat-i müstakîm”den ayırma. Âmin.
Faruk ÇAKIR

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

(Bakara-186.)

HADİS-İ ŞERİF

Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"

(Ebu Davud)

RİSALE-İ NUR

Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.
(Mektubat)

GÜZEL SÖZLER

“Senin bana Rab oluşun iftiharım olarak yeter, benim  Sana kul oluşum şeref olarak da bana yeter. 
Sen tam benim sevdiğim bir Allah’sın, Sen de beni sevdiğin gibi bir kul eyle.”

(Hz.Ali ra.)

Mübarek Mevlid Gecenizi
Tebrik Eder,
Tüm İslam Alemine
Hayırlar Getirmesini
Cenab-ı Hak'tan Niyaz Ederiz.
NurDergi

MELEKLERE İMAN