NurDergi

Buradasiniz: Ana Sayfa GÜNCEL Muhterem beyefendiden, sayın bay Recep'e...

Muhterem beyefendiden, sayın bay Recep'e...

e-Posta Yazdır PDF

Eskiden devlet erkanından halk tabakasına herkes saygılı ifadeler kullanırdı. Günümüzde ise ecnebi lisanlarının türkçeleşmesiyle ortaya çıkan kaba kelimeler sarfediliyor.

Necip Fazıl, bir Müslüman olarak, İsmet Paşa'yı hiç sevmezdi. Onun aleyhindeki yazıları toplansa birkaç cilt kitap olur.
Bir keresinde, Paşa aleyhindeki zehir zemberek bir yazısının baş tarafına şu cümleyi koymuştu:
"Sana muhterem demiyorum, sayın diyorum..."
Sayın kelimesi muhteremin yerini tutmaz.
Bey ile Bay aynı manaya gelen iki eşit kelime midir? Hayır!..
Muhterem beyefendi ile Sayın bay bir olur mu hiç...
Bir toplumun lisanı bozulur ve dejenere edilirse o toplum tümden bozulur.
Türkçemizde kadın, karı, avrat, kancık, bayan, hanımefendi kelimeleri arasında farklar vardır.
Sayın bayan, muhterem hanımefendinin yerini tutmaz.
Kibar insanlar birbirine karın yahut kancığın nasıl  diye sormaz; eskiden medenî Osmanlılar zevce-i muhteremeniz hanımefendi derlerdi.
Padişah kızlarına sadece Sultan denilmezdi, iffetli Sultan denilirdi.
Mustafa Kemal Paşa, Son Padişah Sultan Mehmed Vahidüddin Han'ın yâveriydi. Onun emriyle 1919'da Samsun'a çıktıktan sonra ona iki yazı göndermiş ve bunların başına "Atebe-i ulya-i Hazret-i Hilafetpenahîye" cümlesini koymuştu. İmzasını da şöyle atmıştı:
Birinde: Kulları Mustafa Kemal.
Ötekinde: Kulunuz Mustafa Kemal.
Eskiden kibar ve okumuş Türkiyeliler evim demezler, fakirhanem derlerdi.
Senin evin veya sizin eviniz demezler, devlethane-i âlileri derlerdi.
Türkiye maalesef 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra çok kabalaştı.
Adnan Menderes'in hayırlı işlerinden biri, CHP'nin ve Agop Dilaçar'ın (Türk Dil Kurumu sekreteri) öz ve duru Türkçe devrimine karşı zengin ve medenî 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (Anayasası) Türkçesine dönülmüş olmasıdır.
1950-60 arasında:
Milletvekili denilmez, meb'us denilirdi.
Cumhurreisi: Cumhurbaşkanı.
Başvekil: Başbakan.
Vekil: Bakan.
İcra vekilleri heyeti: Bakanlar kurulu.
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti: Genelkurmay Başkanlığı.
Temyiz Mahkemesi: Yargıtay.
Şûra-i Devlet: Danıştay.
Divan-ı Muhasebat: Sayıştay.
Vekil beyefendi nerede, sayın bakan nerede...
Azerbaycan'da Türkçe, Sovyetler devrinde bile, bizdeki lisan kadar bozulmadı. Onlar Kültür Bakanlığı yerine Medeniyet Nezareti diyor.
Baylı, bayanlı, sayınlı, mayınlı, imgeli, simgeli, yargıçlı Türkçe ile şiir yazılmaz, derin tefekkür yapılmaz.
"Valide-i muhteremimiz teyzem nasıllar?" diye sormak başkadır, "Ulan anan nasıl beee?" diye hayvan gibi sormak başkadır. İkisi de aynı yola mı çıkar? Hayır hayır bin kere hayır.
Nerede "Muhterem Başvekil beyefendi...", nerede "Sayın Başbakan Bay Recep..."
Muhterem okuyucularım, Necip Fazıl'ın İnönü'ye "Sana muhterem demiyorum, sayın diyorum..." hitabını aklınızdan hiç çıkartmayın.
Sayın kelimesi Kalmukça mı, Moğolca mı, yoksa Nogayca mıdır bilmem ama bazen istihfaf, istihkar, terzil, tezlil manasına gelebildiğini bilirim.
Mehmet Şevket EYGİ

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

(Bakara-186.)

HADİS-İ ŞERİF

Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"

(Ebu Davud)

RİSALE-İ NUR

Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.
(Mektubat)

GÜZEL SÖZLER

“Senin bana Rab oluşun iftiharım olarak yeter, benim  Sana kul oluşum şeref olarak da bana yeter. 
Sen tam benim sevdiğim bir Allah’sın, Sen de beni sevdiğin gibi bir kul eyle.”

(Hz.Ali ra.)

MELEKLERE İMAN