
Dünya ve ahiret hayatı da iman edenlerindir.
"Müjde dünya hayatıda ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur." (Yunus Suresi, 64)

"Müjde dünya hayatıda ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur." (Yunus Suresi, 64)

İslâm tarihinde çözülmelerin yaşandığı ve Kur'ân ruhundan uzaklaşıldıgı zamanlar âlimler çıkış yolunu Sünnetin içinde aramışlar ve orada da bulmuşlardır.

En çok merak edilen konulardan biriside Kur'an-ı Kerimin sıralanışıdır. “Kur'ân-ı Kerim'de sûrelerin sıralanışı neye göre belirlenmiştir? Neden iniş sırasına göre diziliş olmamıştır?

Kur'an, Allah'ın ezeli hitabıdır. Kur'an, Sübhan olan Allah'ın ezelî hitaplarının hazinesidir. Yani kusur ve aczden yüce olan Allah'ın ezelî konuşmalarının mahzenidir.

Kur'an, Alemlerin Rabbi tarafından son peygamber Hz. Muhammed (sav.)'e indirilen kitabın en çok söylenen ismidir. Kur'an-ı Kerim'in değişik isimleri vardır. Bunlardan başlıcaları:

Günümüzde pek çok düşünür, gelecek yılların Kur'an'a açık yıllar olabileceği hususunda hemen hemen ittifak halindedir.

Kur'an kelimesi, en tercih edilen görüşe göre, “karae” fiilinden mastar olup okumak demektir. Kıyame sûresinin on yedinci ve on sekizinci âyetlerinde

Allâh, insanlara doğru yolu göstermek, onları dünya ve ahirette mutlu kılacak ilkeleri bildirmek, akıllarıyla cevaplarını bulmaları imkansız bazı konularda onları aydınlatmak üzere

Dinden uzak yaşayan cahiliye toplumlarında insanlara çocukluklarından başlayarak yapılan birçok telkin vardır. Bu telkinler genelde birbirinin aynıdır.

Biz bu soruya son devrin büyük müfessir, edip ve mütefekkirlerinden Elmalılı M. Hamdi Yazır`ın ifadesiyle cevap verelim: "TÜRKÇE KUR`AN MI VAR BE HEY ŞAŞKIN!"
Sayfa 4 / 5
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. O sayılı günler, Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. (Bakara:183-185)
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri Ahirette Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir." "Cennette "Reyyan" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan başka hiç bir kimse giremez."
İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, bir şükr-ü mânevîye mazhar olur. (Mektubat)