
Bursa Kültür Vakfı tarafından düzenlenen Manevi hayatımız konulu konferansın beşincisinde “Kuddüs” isminin tecellileri ortaya konuldu.
Eğitimci Recai Albay tarafından “Kudret süpürgesi kainatı temizliyor” başlığı ile verilen konferansta, insanlardan hayvanlara, bitkilerden gezegenlere kadar olan düzenli işleyiş ve artıkların temizlenmesi konusu örneklerle anlatıldı.
Bursa Kültür Vakfı konferans salonunda düzenlenen konferansta, temizliğin önemine değinen Eğitimci-yazar Recai Albay Risale-i Nur eserlerinden iktibas ederek yaptığı konferansta özetle şöyle konuştu:
“Kudret süpürgesi ile eğer dünyamız süpürülmeseydi acaba yaşam nasıl olurdu?
Allah’ın Kuddûs ismi eğer tecelli etmeseydi , güzelliğine aşık olduğumuz şu dünyamız ne hale gelirdi?
Eğer mevcudat ve mahlukat o “tanzif-i kudsi’den” gelen haydi “temizlik için iş başına” emrine boyun bükmeseydiler acaba dünya hayatımız nasıl ıstıraba dönüşürdü? Ve insanlar dünya üzerindeki o çirkinlikten kaçıp ölüme nasıl koşacaklardı?
Şayet bu çirkinlikler, pislikler, kirlilikler, zararlı gazlar, kokuşmuş maddeler, enkazlar, artıklar, çöpler…vb zeminimizi kirletmemişlerse elbette ki, “temizleyen, süpüren, güzelleştirip istifademize sunan yani kudret süpürgesine sahip biri vardır.”
O zat Kuddüs ismi ile mütemadiyen kâinatı temizlemekte ve o süpürgeyi daima işletmektedir. Kuddüs isminin penceresinden bakıldığında kâinat ve yeryüzü, daim işler ve büyük bir fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir.
Halbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler müzahrefatla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve kokuşmuş maddeler her tarafında birikir. Eğer pek çok dikkatle bakılmazsa ve tanzif edilmezse ve süpürülüp temizlenmezse, içinde durulmaz; insan onda boğulur.
Bir zamanlar İstanbul kentimizde (1988 yılında) “Belediye işçilerinin grevi nedeniyle”, çöpler toplanmamıştı. Gazeteler, birikmiş çöp dağlarının fotoğraflarıyla ve pis kokunun etrafı sardığını ve bulaşıcı hastalıkların başladığını günlerce manşete çekmişlerdi. Evet birkaç günlük grev, şehri yaşanmaz bir kirliliğe çevirmişti.
Bu şehir misali gibi, daima dolup boşalan bu kâinat ve dünya misafirhanesinin de içine giren ve çıkanlarla, çöp yığınlarıyla, enkaz ve pisliklerle dolması ve bulaşması gerekmez mi?
Halbuki bu kainat fabrikası ve dünya misafirhanesi o derece pak, temiz ve kirsizdir ki, içinde bir bulaşık, tesadüfen bile kalmış bir kir, birikmiş bir pislik bulunmaz. Görünürde bulunsa da, çabuk bir bulaşık makinesine atılır, temizlenir.
Bir insan, bir ayda yıkanmazsa ve küçük odasını süpürmezse çok kirlenir, pislenir.
Demek bu âlem sarayındaki paklık, sâfilik, nuranîlik, temizlik, mütemadiyen hikmetli bir tanziften, bir dikkatli tathirden yani “KUDDÜS” isminin tecellisinden geliyor.
Şayet “KUDDÜS” ismi tecelli etmese idi, yani daimî tathir ve süpürmek ve dikkatle bakmak olmasaydı, bir senede bütün hayvanların yüz bin milletleri arzın yüzünde boğulacaklardı.
İşte “Kudüs” isminin tecelli etmesiyle hem kainat hemde dünyamız yaşanılacak bir halde bulunuyor.”
NurDergi








