You are here: Ana Sayfa TARİH Padişah ve saray tabloları gerçek mi?

Padişah ve saray tabloları gerçek mi?

e-Posta Yazdır PDF

Tarih kitaplarımızda ve pek çok yerde padişah resimleri ve saray tabloları görüyoruz. İslami açıdan bakılınca uygun olmayan bu tabloların gerçekle ilgileri var mı?

İnsanımızın merak ettiği konulardan birisidir bu. Onlarca yüzlerce tablo gerçek gibi. İster istemez okuyucularım bana soruyorlar;
“Tarih kitaplarımızda yer alan padişah resimlerinin gerçekle ilgisi var mı?”
Araştırmalarımıza göre, Batılı ressamların fırçasından çıkma “Veronese Serisi” denen tabloların gerçekle ilgisi yoktur.
“Şark Sultanı” olarak gördükleri padişahları hayallerinde canlandırdıkları gibi çizdiler.
Ayrıca “Osmanlı sarayı” tabloları da hayal ürünüdür…
Ama yabancı yazarlar bu tablolara bakarak “Osmanlı hayatı” hakkında hüküm verici romanlar kaleme alıyorlar…
Bir anlamda “Şark Masalı” yazıyorlar…
Hazin ki, işin aslını bilmeyen gençlerimiz de bunları okuyarak Osmanlılar hakkında “karar” veriyor.
Dediğim gibi, günümüze gelen padişah tablolarının ve saray görüntülerinin gerçekle ilgisi yoktur.
Zaten bu padişahların şiş karınlı, ablak suratlı, süslü-püslü ve çirkin çizilmelerinden de bellidir.
Biri Sultan IV. Murad’ı ipekler içinde gösteriyor, diğeri sade giyimiyle ünlü Yavuz’un kulağına küpe takıp başına tâç giydiriyor…
Bir kere Osmanlı padişahları padişah ilân edilirken bile tâç giymez, sadece kılıç kuşanırdı. Bu merasim de genellikle Eyüp Sultan Camii’nde yapılırdı.
“Tâç giymek” Batılı hükümdarlara mahsustur, çünkü tâç Batı kültüründe hâkimiyet alâmeti olarak görülmektedir. Osmanlı’nın hâkimiyet alâmeti ise kılıçtır.
Bu gibi tablolarda Osmanlı padişahlarının alabildiğine şişman, ablak suratlı, yağlı ve çirkin gösterildiğine dikkat çekmek isterim.
Haremi de işte aynı yaklaşımla kaleme aldılar…
Vaktiyle İstanbul’a gelen Batılı gezginlerden bazıları, görmeleri mümkün olmayan haremi hayal ederek kâğıda döktüler. Görmediklerini de ısrarla sakladılar. Kendi ülkelerindeki “saray entrikaları” da rehberleri oldu. Böylece ortaya Osmanlı ile ilgisi bulunmayan tuhaf masallar yığını çıktı.
Ülkemizdede bir kısım sözde tarihçiler de bu ecnebi tablolardan esinlenerek saray ve padişahlar hakkında ipe sapa gelmez yorumlar yapmaktadır.
Medya desteği ile de sık sık insanımızı yanıltmaktadırlar.
Ecnebi kültürünü benimseyenlerden zaten bu kadar tarihçi olur.
Tarih konusunda özellikle gençlerimizi daha duyarlı ve daha derin olmaya çağırıyorum.
Yavuz BAHADIROĞLU

 

 
  • AYET MEALİ

  • HADİS

  • RİSALE-İ NUR

Ey iman edenler!

Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

O sayılı günler,  Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.

Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.

(Bakara:183-185)

 

 

 

Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

"Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri Ahirette Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir."

"Cennette "Reyyan" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan başka hiç bir kimse giremez."

 

İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, bir şükr-ü mânevîye mazhar olur. (Mektubat)

CEVŞEN'DEN DUA..


pow3rz crew PIC Devreler PIC Devreler ankara caddesi haber