NurDergi

You are here: Ana Sayfa NUR DÜNYASI Kur'an hizmetkarları İlahi inayet altında..

Kur'an hizmetkarları İlahi inayet altında..

e-Posta Yazdır PDF

Kur'an hizmetinde çalışanların inayeti ilahiye altında olduğuna dair çok örnekler var. Zaten Kur'an'da Allah (cc.) bu hizmetleri yapanlarla beraber olduğunu buyuruyor.

Kur'an hizmetinde gayretle çalışanların inayeti İlahiye altında olduğunu müşahade ediyoruz. Geçmişte olduğu gibi günümüzdede hizmet ehli insanlarımız, Allahü Zülcelâlin nihayetsiz kerem ve rahmeti ile iç içe yaşıyorlar.
Tarihçe-i Hayat'ın Önsöz'ünde Ali Ulvi Kurucu'nun metnini koyup mealini de verdiği çok manidar bir âyet-i kerime yer alıyor:
“Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz. Ve hiç şüphe yok ki, Allah muhsinlerle—Allah'ı görür gibi ibadet eden mücahitlerle—beraberdir.” (Ankebut: 69)
Kur'ân'da, bu mânâyı farklı boyutlarıyla dile getiren daha birçok müjdeli âyet-i kerime var.
Keza, Kur'ân'ın bu zamana dersi ve mesajı olan Risale-i Nur'da da, söz konusu âyetlere ve yanı sıra, asırlar ötesinden bu hizmete müzahir olan Hz. Ali (r.a.) ile Gavs-ı Geylânî'nin (k.s.) müjdeli mesajlarına atıfla, Nur hizmetinin İlâhî inayet altında olduğunu ifade eden izahlar var.
Bu meyanda, “Nurun birinci muhatabı” Hulûsi Beyin Barla Lâhikası'nda yer alan mektuplarında da bu mânânın işlendiğini görüyoruz.
O mektuplardan birinde Hulûsi Bey diyor ki:
“Allahü Zülcelâlin nihayetsiz kerem ve rahmeti, fazl ve inayetiyle iki kere iki dört kat'iyetinde kat'î kanaatim gelmiştir ki, Hz. Gavs'ın ve onun üstadı İki Cihan Fahri Nebî-i Efhamımız (a.s.m.) Efendimiz Hazretlerinin dua ve himmetleri Hz. Kur'ân'ın şakirdleri üzerinedir.”
Ardından, “Su-i ihtiyarımızla bozmazsak, bu himayet ve sahabet elbette devam edecektir, kat'î kanaat ve imanındayım” diyor Hulûsi Bey.
İrademizi kötüye kullanıp bu manevî himaye ve sahiplenilme mazhariyetinden mahrum vaziyete düşmemenin çaresi, ihlâsın muhafazası.
İhlâs Risalesi'nde, Hz. Ali'nin (r.a.) o mucizevari kerametiyle ve Hz. Gavs-ı Âzam'ın (k.s.) o harika keramet-i gaybiyesiyle, Nur talebelerine bu ihlâs sırrına binaen iltifat edip himayetkârane tesellî vererek hizmetlerini manen alkışladıklarını belirten Üstad, “Hiç şüphe etmeyiniz ki, bu teveccühleri ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek o ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz” diyerek bu mânâya dikkat çekiyor (Lem'alar, s. 166).
Hulûsi Beyin, “Ey Üstadımın bu fâni âlemde arkadaşları, İnşaallah ahiret âleminde de yoldaşları olacak aziz ve kıymetli kardeşlerim” hitabıyla seslendiği hizmet ehline tavsiyesi de bu:
“Hz Üstadın gösterdiği yol, aynen Kur'ân'ın cadde-i kübrasıdır; ondan ayrılmayalım, hizmetten kaçmayalım, fütur getirmeyelim. Sermayesi yalan ve yalancılık olan siyaset propagandaları, su-i kesbimizle kazanılan ve bugün tevarüs edilen fena şeylere karşı kaderi ittiham derecesinde muradullaha müdahaleye cesaret etmeyelim.
“Biz abdiz; sebeb-i hilkatimiz (yaratılışımızın sebebi), Seyyidimizi, Yaratanımızı, Râzıkımızı bilmek ve bulmaktır. Hulâsa-i mevcudat olan Peygamberimiz vasıtasıyla inzal ve ikram buyurulan Kur'ân'ın ahkâmına ve o Hazretin Sünnetine tevfik-i harekete bezl ü gayret edelim.
“İşte o Nur elimizde, mürebbî (terbiyeci) yanımızda, muarrif (tarif edici) aramızda. Nurları nâşir (neşreden) mürebbî ve muarrifimizi dinlemeye çalışalım. Biz vazife-i ubudiyeti yapalım, netice-i mükâfatı Hâlık-ı Rahîmimize bırakalım, Yekdiğerimize en büyük yardım olan duayı da esirgemeyelim.” (Barla Lâhikası, s. 474-5)
Ehl-i hizmetin her zaman ihtiyaç duyduğu son derece önemli ikaz ve hatırlatmalar bunlar.
Var ediliş ve yaratılış gayemizi hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmadan; en birinci vazifemizin önce kendi imanımızı kurtarıp sonra başkalarının imanına kuvvet verecek şekilde çalışmak olduğunu şuuraltımıza yerleştirerek; şahsî kemalâta odaklanıp hizmeti ihmal hatasına düşmeden ubudiyet-hizmet bütünlüğünü muhafaza ederek; “hizmette hırs-neticeye kanaat” düsturuyla; boş tartışma, dedikodu ve çekişmelerle zaman ve enerji kaybetmeden; gelip geçici rüzgârlara kapılıp sarsılmadan; ana hedefleri hiçbir zaman gözden kaçırmadan; Allah'ın verdiği ömür sermayesini son âna kadar ihlâs ve istikamet çizgisinde en iyi şekilde değerlendirme çabası içinde yola devam etmek şiarımız olmalı.
İlâhî inayetin artarak devamı buna bağlı.
Kazım GÜLEÇYÜZ

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)