NurDergi

You are here: Ana Sayfa TARİH Niye Şaşırıyorsunuz?

Niye Şaşırıyorsunuz?

e-Posta Yazdır PDF

İnönü zamanında halka zulmedilirdi. 27 Mayıs'ta Başbakan idam edildi. 12 Eylül'de yapılan zulümler halen hatırımızda iken. Mahkemesiz yapılan bu zulümlere şaşırmadınızda, şimdi niye şaşırıyorsunuz?

Eski Genelkurmay başkanlarından Orgeneral İlker Başbuğ mahkeme kararıyla tutuklandı, cezaevinde tek kişilik bir odaya konuldu. Diğer Genelkurmay Başkanları ile bazı generalleride aynı akibet bekliyor.
Ülkemizde oldukça demokrasi bulunduğu için bu konuda ileri geri yazıldı, konuşuldu.
Hatırlıyorum: 27 Mayıs 1960 gecesi ordu bir darbe yapmış, Cumhurbaşkanını, Başbakanı, Meclis Başkanını, bütün bakanları, bütün iktidar milletvekillerini, nice bürokratı hapse atmıştı.
Üstelik de mahkeme kararı olmadan...
O zaman bu tutuklamaları kimse tenkit edememişti.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Başkanı Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in ilmî yazıları darbeci apoletlilerin hoşuna gitmediği için o da tutuklanmıştı.
Yüksek sesle, "Yahu böyle şey olur mu?.. Halkın seçtiği bir hükümet, Meclis'teki çoğunluk, devletin başında Cumhurbaşkanı nasıl böyle paldır küldür tutuklanır, bin hakaret içinde Yassıada zindanına atılır..." diyen olsaydı anasından doğduğuna pişman ederlerdi.
Adnan Menderes'i ve iki bakanını bin hakaret içinde nasıl asmışlardı?
1960'dan sonra da askerî darbeler olmuş, devlet ve hükümet büyükleri alaşağı edilmiş, içeriye atılmıştı.
Binaenaleyh eski Genelkurmay başkanlarından birinin tutuklanmasına şaşırmamak gerekir.
1960'daki, 1971'deki, 1980'deki darbeler, tutuklamalar hukuk dışıydı.
Bugünkü tutuklamalar ise şöyle veya böyle hukukîdir.
Bu işlerde siyasetin tesiri var mıdır?
Ülkemiz bir sivilleşme sürecinden geçmektedir.
Türkiye yargı bakımından elbette bir İngiltere, bir Norveç, bir İsviçre değildir ama yine de hukuk vardır, çoğulculuk vardır, sesini çıkarta(bile)n bir muhalefet vardır.
Millî Şef İsmet Paşa'nın diktatörlük yıllarında muhalefet ses çıkartabiliyor muydu? Sesini fazla yükseltenler, rejimi ve tek parti iktidarını tenkit edenler ağır baskılara ve zulümlere mâruz kalıyordu.
1944'te İnönü rejimi, Milliyetçi ve Türkçüleri tutuklamış, İstanbul Bahçekapı'daki 2'nci Şube binasındaki (Sansaryan Hanı) tabutluklarda korkunç işkenceler yapmıştı.
Bugün tutuklananlar halkın seçtiği sivil iktidarı darbe yoluyla alaşağı etmeye teşebbüs iddiasıyla yakalanmıştır.
Cumhuriyetin başlarında İskilipli Atıf Efendi, Şapka Kanunu'ndan önce yayınlamış olduğu Şapka risalesinden dolayı idam edilmiştir. Hem de temyiz (dosyayı Yargıtaya göndermek) hakkına sahip olmadan.
Atatürkçüler ve Laikçiler bir darbe yapmış olsalardı, tutuklama ve yargılamalarda bugünkü kadar hukukî ve insaflı olabilecekler miydi?
Onların hukuka bağlılıklarını en son 12 Eylül 1980'de görmüştük.
Ömrü olanlar daha çok şeyler görecektir.
Olup bitenlere şaşmamak gerekir.
Şaşkınlık iyi bir şey değildir.
M. Şevket EYGİ

 

 

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)