NurDergi

You are here: Ana Sayfa TARİH Hz. Nuh'un gemisi nasıldı?

Hz. Nuh'un gemisi nasıldı?

e-Posta Yazdır PDF

Hz. Nuh'un gemisi onlarca insanla hayvanı bir arada nasıl taşıdı? O büyüklükte gemiler ancak günümüzde yapılabiliyor. İnsanlığın ilk gemisi nasıl bir şeydi, ne gibi özellikler taşıyordu?

Bazı okuyucularımız şöyle soruyorlar; ''Hocam, Nuh Nebi'nin gemisi hakkında farklı bilgiler var. Tufanın oluşturduğu dev dalgalara dayanabilen geminin nasıl olması gerekirdi? Yelkenli bir gemi bu görevi yapabilir mi? Konu Kur'ânî bir mesele olduğu için önem taşıyor. O konuyu açıklığa...''
Hz. Nuh'un (a.s.) gemisi bir kudret mucizesidir. Bilindiği üzere, Cenab-ı Hak, Hz. Nuh'u (a.s.) puta tapan bir kavme peygamber olarak gönderdi.
Hz. Nuh, Kur'ân'ın ifadesiyle 950 yıl bu kavmi imana davet etti, fakat çok az sayıda kişi iman etti. Kavminin doğru yolu bulması için mümkün olan her şeyi yapan Hz. Nuh, onların kendini yalanlaması ve inananlara işkence etmeleri üzerine, İlâhî azabın gelmesi için Allah'a dua etti.
Duasını kabul eden Cenab-ı Hak, bir gemi yapmasını emretti. O zamana kadar hiç gemi olmadığından, bu ilk gemiyi yapmak Hz. Nuh için çok zordu. Ancak Cenab-ı Hak, gemiyi nasıl yapacağını vahiyle bildirdi ve Hz. Cebrail'i "yardımcı" olarak gönderdi.
Hz. Nuh, Cebrail'in ve kendisine inananların yardımıyla, iki veya dört yıl içinde geminin yapımını tamamladı.1 Böylece insanoğlunun yapmış olduğu bu ilk gemiyi Cenab-ı Hak, Hz. Nuh'un (a.s.) eliyle insanlığa hediye etti.2
Bu geminin büyüklüğü hakkında çeşitli bilgiler vardır. Doğru olan; Hz. Nuh'a inanan seksen mü'minle bunların ihtiyaç maddelerini ve orada mevcut olan hayvanlardan birer çift alabilecek büyüklükte olduğudur. Bunun yanında geminin üç katlı olduğu da kaydedilir.3 Ama bu gemi için asıl önemli olan, onun sıradan yelkenli bir gemi olmayıp, buharlı bir vapur olduğudur.
Elmalılı Hamdi Yazır, "nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakit"4 mealindeki ayette geçen "tennur" ve "feveran" kelimelerinden hareket ederek, bu geminin buharlı bir vapur olduğunu anlatır. Ayette geçen "tennur" kelimesine müfessirler, çeşitli anlamlar vermişler. Birçok tefsir âlimi, "tandır" anlamına gelen "tennur" kelimesini gerçek anlamında kullanırlar.
Tandır, en bilinen anlamıyla "üstü kapalı ocak" demektir. Bu "tandır"ın Hz. Nuh'a ait olduğunu söyleyenler olduğu gibi, "Havva validemizin ekmek pişirdiği tandırdır" diyenler de vardır.5
Hamdi Yazır ise, "tennur" ve şiddetli kaynamak ve fışkırmak anlamına gelen "feveran" kelimesini ele alır, farklı bir yorum getirir: "Şimdi biz, gemiden söz edilirken, tam ocak feveran ettiği sırada 'yük emri' verildiğini işittiğimiz zaman, o geminin harekete hazır vaziyette bir vapur olduğunu anlamakta hiç tereddüt etmeyiz. "Ancak vapuru görmemiş olanlar, buna geçiş yapamazlar ve 'Acaba bu ocak feveranı ne demektir? Bu olsa olsa bir işarettir' şeklinde düşünmekte mazur olurlar."6
Geminin yelkenli olmayıp buharlı olduğuna işaret eden diğer bir delil de, "Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgaların arasından akıp gidiyordu"7 mealindeki ayettir. Bu ayetten, dağlar gibi dalgalar arasında aylarca yol alan bir geminin alelâde bir gemi olmayacağı anlaşılıyor. Sonuç itibariyle Hz. Nuh'un gemisinin buharlı olması hiç de akıldan uzak değildir.
Mehmet PAKSU

1. Hud Suresi, 26-39.
2. Sözler, s. 23
3. Hülasatü'l-Beyan, 6:2338.
4. Hud Suresi, 40.
5. Fahrüddin Razî, Tefsir-i Kebir, 17: 225.
6. Hak Dini Kur'an Dili, 4: 2780-1
7. Hud Suresi, 42.

 

 

 
FacebookTwitterGoogle bookmarkDel.icio.usDiggIWIWSatartlapLinkter.huvipstart.huUrlGuru.huBlogter.hu

AYET MEALİ

Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
(Bakara-120)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
(Müslim-Tevbe )

RİSALE-İ NUR

Risâle-i Nur'un hocası Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdânınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır." (Konferans)

GÜZEL SÖZLER

Bil ki, kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir....

(İmam-ı Gazali Ks.)